Samsun'un Kavak ilçesine bağlı Köseli Mahallesi’nde vatandaşlar çimento fabrikası nedeniyle ağaç kesimine ve içme sularının kirlenmesine tepki gösterdi. CHP Samsun Milletvekili Murat Çan , "Beş kez iptal edilmiş ÇED raporuna rağmen, burada su havzalarının tam ortasında olunmasına rağmen en değerli tarım arazilerinin bu köyde olmasına rağmen istila durmak bilmiyor" dedi.

Kavak ilçesini Köseli Mahallesi’nde vatandaşlar çimento fabrikasında kullanılmak üzere ormanlık alandaki ağaçların kesilmesine tepki gösterdi. Vatandaşlar çimento fabrikası nedeniyle içme sularının da kullanılamaz hale geleceğini söyledi. CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Samsun Çevre Platformu sözcüsü Adnan Korkmaz, Samsun Mimarlar Odası Şube Başkanı İshak Memişoğlu vatandaşlara destek verdi.

"En değerli tarım arazilerinin bu köyde olmasına rağmen istila durmak bilmiyor"

CHP Samsun Milletvekili Murat Çan şunları söyledi:

"Şu anda Kavak ilçemize bağlı Köseli köyündeyiz. Bu köy 20 yıldır AKP’nin ranta dayalı, zenginleşme çabalarından her geçen gün artarak nasibini almakta maalesef. Samsun Çevre Platformu başkanımız, köyümüzün öğretmenlerinden Seyit Ahmet hocamız ve Mustafa Bey eşliğinde köyde incelemeler yapıyoruz. 20 yıl önce taş ocağıyla başlayan hikaye, daha sonra bu köyün tam merkezine habitatı her şekilde etkileyecek haliyle çimento fabrikası kurulmasıyla ve en son haliyle şu anda orman kıyımını gördüğümüz, köylüler tarafından da sonlandırılan, durdurulan yeni bir taş olacağı girişimiyle köy halkı tekrar baş başa ve bu ihanete maruz kalıyor. Kendi deyimleriyle diyorlar ki; Filistin’deki eziyet neyse bu köydeki eziyette o. Her gün toz yutuyoruz, su kaynaklarımız, heba oluyor, su kaynaklarımızdan faydalanamıyoruz. Bir DSİ 1970’ler su kanallarıyla, burada tarımı güçlendirmeye çalışırken, bir yanda orman bölge müdürlüğü burada gelir getirici orman ürünü üretmeye çalışırken, ama bir yandan da ÇED raporlarına bile gerek kaldırmayacak şekilde, alan daraltarak köylünün mülküne malına en önemlisi de doğaya çöküyorlar. Bu zulmün köylümüz karşısında da oldu. Biz de onlara destek vermek için buradayız. Bir kez daha hatırlatma da fayda var; beş kez iptal edilmiş ÇED raporuna rağmen, burada su havzalarının tam ortasında olunmasına rağmen, orman havzasının olunmasına rağmen, Samsun Kavak ilçemizin en değerli tarım arazilerinin bu köyde olmasına rağmen istila durmak bilmiyor maalesef çünkü 22 yıl önce başlayan ranta dayalı politikalar, o gün, bugün bu eziyet, bu köyün insanına çektirilmeye devam ediliyor. 

"Bu köydeki hançerin artık yerinden alınma zamanı"

Bu bulunduğumuz yerin, hemen maden ocağının orman ile olan sınırını görüyorsunuz. Burada yaklaşık 250- 300 dönüm kadar, tescilli ama hala imar planı, uygulaması yapılamamış, bunun yanında bir o kadar da dönüm yaklaşık 300 dönüm arazi de yine bu taş ocağından ve çimento fabrikasından etkilenerek Köseli köyünün habitatını bozmak için kullanılmakta. Bir taş ocağı da az önce çekim yaptığımız yerde yapılmak üzere, bu köyün sırtına ya da göğsüne hançer saplanmakta. Ben bu vesileyle dönemin ya da bugünün gündemi olan siyasette normalleşmeye bir örnek olsun açısından Kavak’ta, Köseli köyünde artık doğayla barışarak, siyasetinde normalleşmesinin sağlandığını bu köye ispat etmenin, bu köylüye ispat etmenin bir fırsatı olduğunu düşünüyorum. Köseli halkının bir an önce, normalleşmesi için artık, bu köydeki hançerin artık yerinden alınma zamanı. Bu köyün eski düzen, az önce yemek yapmak için içme suyunu temin etmek için çeşmeden su alan kadınları gördük. Buradaki bütün kalabalık da birer ikişer yudum, bu köyün yüzyıllardan beri akan, doğal kaynak suyundan suyunu içtik ama bu taş ocağı devam ettiği sürece, bu çimento fabrikası kontrolsüz bir şekilde çalışmaya devam ettiği sürece, filtresiz bir şekilde işletilmeye devam ettiği sürece ve yeni taş ocakları açılmaya devam ettiği sürece, o su maalesef kaynağını kaybedecek ve yüzeye çıkmak için başka yerler arayacak."

"Eskiden 30 kilo bal alınırken, şimdi bir kilo bal alınıyor"

Samsun Çevre Platformu sözcüsü Adnan Korkmaz şunları söyledi:

"Bence burada taş ocağı yapılma girişimini bıraksınlar, burada 20 yıldır halkı zehirleyen çimento fabrikasına filtre taktırmayı denesinler. Buralarda çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar köylülerimiz var. Uzun zamandır burada çimento fabrikasının kirli dumanıyla yaşamları felç olmuş durumda. Bu köylü birlikte olursa hep birlikte olursa, insana, çevreye duyarlı olmayan bu yapıları durduracağız ve önünde set olacağız. Az sonra içme suyunun olduğu yerlere gideceğiz. Burada 7 tane köyü besleyen, su kaynakları var. Keza dediğim gibi hayvancılıkla uğraşan köylülerimiz var, biz buna hep birlikte dur diyeceğiz. Herhalde bir 20 gün geldik. Buradaki bir vatandaşımızın yanına uğradık, gerçekten durumu içler acısı, o vatandaşımız arıcılıkla uğraşıyor. Bu çimento fabrikası yapılana kadar, bir petekten 30 kilo bal aldığını bize ifade etti. 'Şu anda ne kadar alıyoruz biliyor musunuz, bir kilo alıyoruz' dedi. Ben de şaşırdım doğrusu 30 kilodan niye 1 kiloya niye düşüyor? Tabi çimento fabrikası burada çiçeğin üzerine öyle bir toz bağlıyor ki, artık arılar bile beslenemiyor. Doğaya verdiği zararı buradan bile anlayabiliyoruz. Bu nedenle bizim bu taş ocağı mücadelesini tabi ki birlikte yürüteceğiz ama daha sonradan bu çimento fabrikası ile ilgili hep birlikte mücadele etmemiz gerektiği görülmektedir."

"Kırsal alanları yaşanabilir olmaktan çıkarıyorlar"

Akbelen’de köylülerin zeytinlikleri dikenli telle çevrildi Akbelen’de köylülerin zeytinlikleri dikenli telle çevrildi

Samsun Mimarlar Odası Şube Başkanı İshak Memişoğlu ise şunları söyledi:

"Bulunduğumuz alan, bir doğal miras alanı, dolayısıyla çevresinde bulunan insanlara, verdiği katkılarıyla bu insanların yaşam alanları burası. Bu alanları bu tür kirli yatırımlarla ortadan kaldırılması düşüncesi kabul edilebilir bir düşünce değil. Bizim için önemli olan, günümüzde köy alanlarında köylülerimizin kendi yaşam alanlarında, yaşanabilir alanlar oluşturarak onları orada istihdam etme, projeleri, geliştirilmeye çalışılırken çağdaş dünya da yani kentleşmenin hızı azaltılmaya, kırsal alanda yaşam alanları bu anlamda yaşanabilir hale getirilmeye çalışılırken dünyada, biz bunun tersini yapmaya çalışıyoruz ülkemizde. Kırsal alanları yaşanabilir olmaktan çıkartıp, bu insanları kentlerin yaşanılamaz alanlarına mahkum etmeye çalışıyoruz. Bu anlamda bu durum kabul edilebilir bir durum değil. Buradaki bu mücadeleye ellimizden gelen katkıyı vermeye çalışacağız. Bu alanları savunmaya çalışan, köylümüzün ve yurttaşımızın yanında olmaya çalışacağız."

"Biz burada fidan kesemiyorduk ama şimdi ormanı kesiyorlar"

Köseli mahallesi sakini Nuri Us, "Ben bu köyde doğdum, bu köyde öleceğiz herhalde ama susuzluktan ama böyle ormansızlıktan. Şu kesilen ormanlarımıza bakın, gördünüz, biz burada fidan kesemiyorduk ama şimdi ormanı kesiyorlar. Su kaynaklarımız değirmen çeviriyordu, sularımız yüzde 50 azaldı. Belki bu taş ocağını da yaparlarsa tamamen susuz kalacağız. 1975’de su kanalı yapıldı, şimdi su kanalı yok gözüküyor projelerde. Ne tadilat yapıyorlar, bunları sizden bekliyoruz" şeklinde konuştu.

"Büyükşehir suyumuzu aldı bize geri satıyor"

Köseli mahallesi sakini Bahri Us, "1962 yılında bu köyde doğdum. 1972 yıllarında su kaynaklarında DSİ arazimizi sulamak için 1,5 kilometre burada, 3 kilometre Köseli, Cuvacullu sapağına kadar, su kanalını yaptılar. Şu anda herkes müşterek olarak, suyu paylaşıyoruz. Arazilerimizi fasulye, mısır, patlıcan her türlü sebzemiz oluyor. Bunlara destek verilmiyor da bu taş ocağı ile ilgili neden destek veriliyor biz bunu anlamıyoruz. Vekilimizde buraya geldi bizlere destek verdi. Bu su kaynakları için ben ve benden önceki muhtarım, dilekçesini verdi. Büyükşehir, özel idareye kendim verdim. Burayla ilgili fasulye araziyi sulamayla ilgili kanal yapma desteği hiç yok. Sadece büyükşehir buraya geldi, suyumuzu aldı, suyumuzu aldı suyumuz bize tekrar satıyor" ifadelerini kullandı.

Kaynak: anka