Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin davanın dördüncü gün duruşması devam ediyor.

Rahatsızlanması üzerine ifadesi yarım kalan Sinan Ateş’in annesi Saniye Ateş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye seslenerek, ''Oğlumun katillerini bulmasını istiyorum” dedi. Saniye Ateş ayrıca İzzet Ulvi Yönter, Semih Yalçın, Olcay Kılavuz ve Ahmet Yiğit Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve davacı olduğunu belirtti.

Saniye Ateş, şunları söyledi:

“Doğukan Çep hala benim kızıma bakıp tehdit eden bakışlar atıyor. Demekki güvendikleri bir şey ve arkalarında biri var. Benim oğlumun davasının görülmesini istiyorum. Tekrar ediyorum, İzzet Ulvi Yönter, Semih Yalçın, Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım. Bu isimlerden davacıyım, suç duyurusunda bulunuyorum. Ben bunlardan davacıyım, dava açılmasını istiyorum. Ayrıca Devlet Bahçeli’den oğlumun katillerini bulmasını istiyorum.

"Kaç tane Sinan öldürdüler, kaç tane Sinan daha öldürecekler?"

Kaç tane Sinan öldürdüler, kaç tane Sinan daha öldürecekler? Bana neden oğlumu öldürdüklerini açıklayacaklar. Yalandan yere uyduruk şeyleri anlatmayacaklar. Benim oğlum evime kaç kez çelik yelek giydi biliyor musunuz? Benim oğlum umreden döndükten sonra da pusu attılar. Meğer hepsi ne kadar masummuş bunların. Bu kadar masum bir insan nasıl bir araya gelmiş? Bu mahkemenin sonucunu ben görür müyüm, görmez miyim bilmiyorum ama bu olayda kimin zerre kadar dahli varsa Allah aynı şeyleri onlara yaşatsın. Benim gelinim neden çelik yelekle dolaşıyor? Nasıl onunla göz teması kurabilirsiniz? Demek ki sizin arkanızda ağababalar var.”

Selman Bozkurt: ''Tetikçi abimin karşısına çıktı ve art arda ateş açtı'

''“Sinan Ateş benim kardeşimdir, oğlumun adı Mustafa Sinan’dır, kulağına Sinan fısıldadı ismini'' diyerek konuşmasına başlayan Sinan Ateş'in koruması, akrabası ve olay anında ağır yaralanan Selman Bozkurt, ''Tetikçi abimin karşısına çıktı ve art arda ateş açtı sonra da ben tam abime müdahale etmek isterken bana ateş etti. Ben de o can havliyle minibüsün kenarına gittim. Nefes alamadım. Sonra şahsın hala ateş ettiğini gördüm ve havaya ateş ettim. Sonra abimin yere yığıldığını görünce ben de onun yanına çöktüm, yığıldım. Ahmet o sırada silah kurulu olduğu için bir şey olur diye aldı. Sonra insanlar müdahale etti abime” dedi ve şunları söyledi:

"Şahıs hedef gözetmeden abime de bana da çok sayıda ateş etti"

Gökhan Günaydın'dan Bakan Şimşek'e: "Bakanlığınız taşra teşkilatlarını Gelir İdaresi Başkanlığı'na bağlamanızın temel nedenleri nedir?" Gökhan Günaydın'dan Bakan Şimşek'e: "Bakanlığınız taşra teşkilatlarını Gelir İdaresi Başkanlığı'na bağlamanızın temel nedenleri nedir?"

“Ben ağır yaralandım, şahıs hedef gözetmeden abime de bana da çok sayıda ateş etti. 1 haftaya kadar yoğun bakımda kaldım daha sonrasında taburcu oldum. Kendisi yoğun bir tehdit, hakaret ve yalan haberlere, saldırılara maruz kalıyordu. Kendisi bu durumdan çok muzdaripti. Biz ondan razıydık.''

Bozkurt’un açıklamalarının ardından sanık avukatları, kendisine soru sorulmasını talep etti. Müşteki avukatı Fatih Güneş soru sorulmasının reddini talep etti. Mahkeme Başkan,ı söz konusu talebi reddetti. Bunun üzerine sanık Serdar Öktem’in avukatı Batuhan Mastı diğer müştekilere de soru sorma yönünde taleplerinin olduğunu kaydetti. Mahkeme Başkan bu talebi de reddetti.

Doğukan Çep’in avukatı Emine Tosun ve Selman Bozkurt arasındaki konuşma şöyle:

 Emine Tosun: Eray Özyağcı ilk olarak Sinan Ateş’in üst tarafına mı alt tarafına mı doğru ateş etti?

Selman Bozkurt: Dümdüz karşıdan itiraz etti. Ben kendim yara aldığımda ve döndüğümde abim

 Emine Tosun: Olay esnasında sizin yüzünüz hiç Sinan Ateş’e dönük oldu mu?

Selman Bozkurt: Olmadı.

 Emine Tosun: Ahmet Keçik’e silahları ofise götür talimatını siz mi verdiniz?

Selman Bozkurt: Hayır ben vermedim. Ahmet silahların kurulu olduğunu düşünerek bir zarar olacağını düşünerek götürdü.

''Sinan kardeşim ölümüne doğru yürüdü ve her şey gözlerimizin önünde gerçekleşti''

Müşteki Selman Bozkurt’un ardından müşteki avukatları söz aldı. Müşteki vekili avukat Kürşat Ergün, ''Ben bugün burada yaklaşık 20 yıllık dostum ve aynı zamanda avukatlığını yaptığım Sinan Ateş için buradayım. Ben bugün onun adına konuşmak için buradayım'' dedi.

Sinan Ateş’in olayın yaşandığı dönemde çok fazla bir tehdit aldığını belirte Ergün, şunları söyledi:

''Olay döneminde bir araya gelindiğinde konuştuğumuz şey Sinan Ateş’e yönelik tehditlerdi. Başka bir şey konuşmamız mümkün değildi çünkü mevzu bahis Sinan’ın canıydı. Ben de bu konuda ona ‘bir süre uzaklaş, 1 yıl 6 ay git, gerekirse çocuklarının okullarını dondur’ dedim. Ama Sinan kardeşim ölümüne doğru yürüdü ve her şey gözlerimizin önünde gerçekleşti.

Benim bir tanıdığım aradı ve ‘Sinan vuruldu, ufak sıyrıkları var’ dedi aramızdaki yakınlığı bildiği için gerçeği söylememişti. O kadar yoğun bir tehdit dönemiydi ki vurulmuş olması benim açımdan sevindirici bir durum oldu. Hastaneye geldiğimde baktım ‘ağlıyorlar’ dediler ki öldü. Şaka olmasını diledim. Velhasıl bu ölüm gerçekleşti.

''O dönemde Sinan Ateş’in üzerinden geçen bir kuş bile Sinan’ın başına  bir şey geleceğini biliyordu''

Şimdi bunun çok net anlaşılması için abartarak söylüyorum; o dönemde Sinan Ateş’in üzerinden geçen bir kuş bile Sinan’ın başına bir şey geleceğini biliyordu. Ben o gün aldığım bir telefon gibi bir telefon alacağımı biliyordum. Biz bugün burada herhangi bir kurumu, kurumsal kimliği yargılamak için bulunmamaktayız. Bizim amacımız bu olaya her ne şekilde olursa olsun makamına, mevkisine bakılmaksızın yargı önünde hesap vermesi için bulunmaktayız.

''Aynı dosyaya ait iki yargılama yapamazsınız''

Aynı dosyaya ait iki yargılama yapamazsınız. Bunu yapabilmek için firarileri ayırırsınız. Önünüzdeki dosya itibarıyla böyle bir teknik durum söz konusu değildir. Biz dosya içindeki deliller açısından yargılamanın her aşamasında şu anda ilk celsesini yaptığımız davada bizler sormamız gereken bir takım soruları soramıyoruz.

''Bolu’da seyir halindeki araca eskortluk eden araçların biz kime ait olduğunu bile soramıyoruz''

Bolu’da seyir halindeki araca eskortluk eden araçların biz kime ait olduğunu bile soramıyoruz. Ya da bir takım konum talep ediliyor pankart asmak gerekçesiyle. Bunu sordukları kişi de emniyette görevli olan ve MİT’çi olup yalan konum attığını iddia eden bir kişi. Biz bu bilgiler temin edildikten sonra bu bilginin gönderildiği kişiye şu an bunları neden dahil ettin diye soramıyoruz? Neden? Çünkü başka dosyanın konusu.

Olayla alakası olmayan kişiler de var gerçekten mesela taksici. Diğer şüpheliler olmadan bu yargılamayı nasıl yapacaksınız? Bu dosyanın bozulacağı daha iddianame kabul edildiğinde belliydi zaten. Ayıramayacağınız olayları ayrı ayrı yargılamaya çalışıyorsunuz buradan da adalet çıkarmaya çalışıyorsunuz.

Sinan Ateş’i kimse bu saatten sonra getiremez ama biz adaletini istiyoruz. Burada yapılan yargılama sonucunda benzeri eylemlerin çok rahatlıkla gerçekleştirileceğine yönelik kanaatinde önüne çıkmak istiyoruz."

Kaynak: anka