Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş, Ankara’nın Çukurambar semtinde, 30 Aralık 2022’de, bir aracın arkasına saklanan tetikçi Eray Özyağcı tarafından silahla öldürülmüştü. Ateş’in öldürülmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması, bugün Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülmeye başladı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, davanın ilk duruşmasına heyetiyle beraber katıldı. Özel’e; CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ile Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftci ve Murat Bakan eşlik etti. Duruşmaya ayrıca, CHP 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı. CHP Lideri Özel, duruşmaya ara verildiğinde Sincan Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Özel’in açıklamaları şöyle:

“Bugün Sincan Cezaevi yerleşkesi içindeki mahkeme salonunda, 18 aya varan süredir adalet bekleyen bir eşin ve iki kız evladın babası, adalet bekleyen eşinin hepimizi bu dava sürecinin ilk başından bugüne kadar bilgilendiren, yaşadığı hukuksuzluklara, adaletsizliklere dikkat çeken Ayşe Ateş’in ve Sinan Ateş’in ailesinin adalet arayışına tanıklık etmek üzere buraya geldik. Ancak bu davanın sadece alelade bir cinayet olmadığı ortada. Sinan Ateş, Ülkü Ocaklarının önceki dönem genel başkanıdır ve Ankara’da, başkentte hepimizin gözü önünde bir cinayet işlenmiştir. Bu cinayetin tetikçisi bellidir. Azmettirenlerin az meşhur olanları bellidir. Cinayete katkı verenler, yardım edenler, yataklık edenler, getirenler, götürenler bellidir ama iddianame tam işin gitmesi gereken tarafına gittiği yerde kesilmiştir. Yarım, güdük, natamam bir iddianameyle görülmekte olan bir davayla karşı karşıyayız.

Zeytin Dalı bölgesinde tespit edilen 3 PKK/YPG'li terörist etkisiz hale getirildi Zeytin Dalı bölgesinde tespit edilen 3 PKK/YPG'li terörist etkisiz hale getirildi

"Verilen yeni vazifeyi yerine getirmeye çalışan bir tetikçi ve bir azmettiriciyle birlikteydik”

Bugün biz, önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte ve çeşitli siyasi partilerin genel baskanları, üst düzey temsilcileriyle birlikte bu davayı izlemek üzere geldik. Davanın duruşma düzeni açısından endişe edecek hiçbir şey yok. Sayın Ayşe Ateş’in bir yanında ben oturdum, bir yanında Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız bir yanında Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. Ayşe Ateş ve evlatları, ‘Adalete ulaştık’ diyene kadar biz onların yanında durmaya devam edeceğiz. Ama çok belli ki çok görünüyor ki hatta ilk ifadelerden itibaren ilk başta verilen bütün ifadeler, ‘Yanlış söylemişim. Onu söylediğimi hatırlamıyorum. Bunu söyledim, doğru yazmamışlar, çarpıtmışlar’ gibi kendilerine bugün verilen yeni vazifeyi yerine getirmeye çalışan bir tetikçi ve bir azmettiriciyle birlikteydik. Ettiği telefonları hatırlamayan, aldığı talimatları hatırlamayan, verilen konumları hatırlamayan, görüştüğü kişileri hatırlamayan ama birilerinin bağlantısını ortadan kaldırmak için yeni şeyler hatırlayan bir tetikçi ve bir azmettirici gördük. Esas azmettiricilerle bağı ortadan kaldırmak için üst düzey bir çaba gördük.

"Dava görüldüğü müddetçe CHP’den en az iki genel başkan yardımcısı, hukukçu milletvekilleri davayı takip edecekler”

Bunu herkes görüyor, herkesin gözünün önünde gerçekleşiyor. Bu işin peşini bırakmayacağız. Bütün hukuki süreci takip edeceğiz. Dava görüldüğü müddetçe CHP’den en az iki genel başkan yardımcısı, hukukçu milletvekilleri davayı takip edecekler. Ben de fırsat buldukça davayı takip edeceğim. Nasıl Soma davasının üzerinden ilgimizi hiç azaltmadıysak, nasıl Çorlu tren kazasından ilgimizi hiç azaltmadıysak; Sinan Ateş cinayetinden de ilgimizi azaltmayacağız. Bir, aileye olan sorumluluğumuzdan dolayı. İki, bir ülkenin başkentinde böyle bir cinayetin sahipsiz bırakılmamasından dolayı, bunun gereğinden dolayı. Oradan Sinan Ateş’in naaşı kaldırıldı, kanlar temizlendi ama gerçekte cenaze ortada duruyor. Sahip çıkması gerekenler sahip çıkmadığı için, bir taziye bile yazmadıkları için, bir başsağlığı bile dilemedikleri için cenaze orada duruyor. Ve herkesin endişesi o ki o cenazeyi orada bırakıp o cinayetin üstüne sis perdesi indirmeye çalışanlar, birileri tarafından talepleri doğrultusunda korunuyor, kollanıyor ve müdahale ediliyor. Polis görevini yapmış ama iddianamede adı geçmesi gereken eski milletvekilleri, halihazırdaki çeşitli yöneticiler, bir siyasi partinin cinayetten önce sonra telefon irtibatı kurulan yöneticilerinin adı dahi geçmiyor. Bütün arabaların plakaları var, bir arabanın yok, onun da adı ‘siyah Audi’. Sonra o aracın içinden hangi genel başkan iniyor, o aracı ona kim tahsis etmiş, bütün Türkiye biliyor; bir tek iddianameyi yazanlarla kabul edenler bilmiyor.

"Siyasi çıkar için parti içi ya da ittifaklar arası bir kanlı cinayete sessiz kalmayanları temsil ediyoruz”

Biz bu sisin inmesine, bu cinayetin alelade bir cinayetmiş gibi üstünün örtülmesine seyirci kalmayacağız. Sonucu ne olursa olsun kalmayacağız. Günü geldiğinde kimse ‘kral çıplak’ demiyorsa biz diyeceğiz ama o iki kız evladın, gözü yaşlı eşin, annenin, babanın, kardeşlerin ve Türkiye’de siyaset yapan ve siyasi duruşundan dolayı endişe duyan kimsenin ‘Benim de sonum Sinan Ateş gibi olur’ deyip korkmasına izin vermeyeceğiz. Kim korkarsa korksun biz korkmayanları, geri adım atmayanları, susmayanları, sinmeyenleri, siyasi çıkar için parti içi ya da ittifaklar arası bir kanlı cinayete sessiz kalmayanları temsil ediyoruz. ‘Bu işe karışan kim varsa çeksin cezasını’ deseler partilerini de rahatlatacaklar kendilerini de rahatlatacaklar hareketlerini de rahatlatacaklar ittifaklarını da rahatlatacaklar. Ama bırakın rahatlatmayı, Türkiye’yi sise boğmaya çalışıyorlar, bundan sonrası için gözdağı vermeye çalışıyorlar. Buna sessiz kalınmayacak. Herkes bundan emin olsun.

"Biz her zamanki gibi mağdurun ve sonuna kadar adaletin tarafındayız”

Ne yapmaya çalışıyorlarsa çalışsınlar, bu kadar ucuz değil, bu kadar kolay değil. Ve bu davayı önce şiddetle sabote etme tehdidinde bulunanlar, sonra başka bir taraftan davaya yanlananlar; şimdi alınan ara kararla seyirci kısmına geçtiler. Biz seyirci kısmından izlemiyoruz, biz Sinan Ateş’in tarafındayız. Biz akan kanın, gözü yaşlı eşin, ananın tarafındayız. Biz başkentinde cinayet işlenmesine sessiz kalmayanların tarafındayız. Bir cinayeti mağdurun ve suçlunun, azmettiricinin gücüne siyasi pozisyonuna göre değerlendirilmemesi gereken hukukun üstünlüğünü savunanların tarafındayız. Biz her zamanki gibi mağdurun ve sonuna kadar adaletin tarafındayız.”

Kaynak: anka