CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel şunları söyledi:

"Sivas'ta, Sivas'ı yakan zihniyet ne kadar kara, kötü, alçaksa Başbağlar'ı da kurşuna dizenler, yakanlar aynı kötülükte, aynı alçaklıktadır. Türkiye'de Aleviler, Sünniler, Kürtler kardeştir. Onları birbirine düşürmeye çalışan kim varsa da kalleştir. Tüm Kürtleri tüm Türkleri, Alevileri ve Sünnileri birlikte selamlıyoruz. Yaşasın halkların kardeşliği, yaşasın Alevilerin Sünnilerin kardeşliği. Buradan bir kez daha eşit yurttaşlığa, Anayasa önündeki eşitliğe, bir mezhebin bütün ihtiyaçları karşılanıyorken diğerini görmeyen devlet anlayışına dikkat çekiyoruz. Cemevleri ibadethane sayılana kadar ve devlet Alevilik inancını Sünnilik inancından ayırmayana kadar bu mücadelenin takipçisiyiz. 

Hafta sonu bizim 'Türkiye ittifakı' dediğimiz, yani Milli Takım gol atınca sevinen herkesi biz aynı ittifakta görüyoruz. Filenin Sultanları kazanınca sevinen herkes, işte o yüreği birlikte çarpan herkes hafta sonu Milli Takım'ı izledi. Gerçekten de hak etmiştik, çok yaklaşmıştık ama maalesef futbolun cilveleri, kendi içindeki hataları ve elbette ki Milli Takımımıza yapılan haksızlıklar, verilen haksız ceza, futbol yerine tartışmayı başka zeminlere çekenler ve bu konudaki UEFA'nın yaptığı büyük adaletsizliğin sonucunda Milli Takımımız son dakikaya kadar pes etmemesine rağmen son 15 dakikadaki iki şanssızlık sonucunda kupaya veda etmek zorunda kaldı. Bütün takımımızı ve Türkiye'nin bütün renklerini birlikte kucaklayan, farklılıkları Türkiye'nin gücü sayan ve Milli Takım'ı bir bütün olarak sahiplenen herkesin bu başarısını kutluyorum. Daha büyük başarıları hep beraber elde edeceğimize inanıyorum. 

"Sağ ile mücadelenin de neoliberal politikalarla mücadelenin de reçetesi solun sosyal demokratların elindedir"

Hafta sonu partimizin heyetiyle birlikte Sosyalist Enternasyonal'in Avrupa Komitesi'nin ilk toplantısına katıldık. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in başkanlık yaptığı toplantıda Avrupa'da aşırı sağın yükselişini, neoliberal politikaların neden olduğu gelir adaletsizliği ve daha pek çok konuyu ele aldık. Hep söylediğim, tekrarladığım bir konunun altını kalın kalın çizdim. Aşırı sağ ile mücadelenin de neoliberal politikalarla mücadelenin de gelir adaletsizliğiyle, yoksullukla, işsizlikle mücadelenin de reçetesi solun, sosyal demokratların elindedir. Toplumu göçmenler, göçmen olmayanlar, sağcılar, solcular, o mezhepten olanlar, bu mezhepten olanlar diye bölüp, her meseleyi bir başka tarafa yükleyip oradan nefret üretenler Avrupa'da güçlenerek faşizan 80 yıl önce Avrupa'nın kurtulduğu birtakım ideolojileri, faşizmi hortlatarak aşırı sağı yükseltmeye çalışıyorlar. Bunun karşısında formül soldadır, sosyal demokrasidedir. 

Herkesi dinine, mezhebine göre, siyasi düşüncesine göre, doğduğu yere göre ayırmak değil, bu kesimlerin tamamının yoksulluğuna dokunmak, kimsesizlerine sahip çıkmak, güvencesizlerin hakkını korumak, yoksulların karnını doyurmak, barınma sorununu çözmek ve eşitlikçi politikalar üretmek... Bu bizim işimiz, bizim bildiğimiz bir iş. Bunu Avrupa, dünya çok kötü deneyimler yaşadı, yeniden hortluyor, hortlatmaya çalışıyor. Ama buna verilen bazı cevaplar nerede ortaklaşmamız gerektiğini de gösteriyor. İşte 31 Mart'ta 'Biz sizinle kavga etmeyeceğiz, emekliler için kavga edeceğiz, yoksullar için kavga edeceğiz, asgari ücretliler için kavga edeceğiz' deyip elimizin tersiyle kimlik siyasetini ittiren, elimizin tersiyle kutuplaşmayı ittiren, kötü sözü duymayan, dosttan gelsin, karşıdan gelsin her türlü polemikten uzak duran ve sadece gerçek sorunları konuşan CHP'nin 31 Mart'taki başarısı bugün Sosyalist Enternasyonal'in birinci gündemidir. Birinci cümleler selamlama, ikinci cümleler CHP'nin Türkiye'de kazandığı ilham verici başarı büyük başarı hepimize yol göstermelidir şeklinde olmaktadır. Bununla gurur duyuyorum. Bunu sağlayan sizlerle ve Türkiye İttifakı'yla gurur duyuyorum.

Paris'te Türk bayrağını taşıyacak sporcular belirlendi Paris'te Türk bayrağını taşıyacak sporcular belirlendi

"Türkiye'nin önündeki yol haritasını belirginleştirecektir"

Bükreş toplantısı, Avrupa Komitesi toplantısı önemli bir deklarasyonla sonlandı. Bükreş deklarasyonunda CHP'nin başarısına atıf vardır. CHP'nin yükselişinin Türkiye'nin demokratikleşme ve Türkiye'nin güçlenmesine katkı sağladığına tespit vardı ve Sosyalist Enternasyonal tarafından oy birliğiyle kabul edilen bildirgede şu ifade vardı; CHP'nin Avrupa Birliği hedefine ve bu yoldaki yürüyüşüne hepimiz destek veriyoruz. Hepimiz altına imza atıyoruz. Bu önemlidir. Sosyalist Enternasyonal'le dünyada 24 ülkede iktidar olan ama Avrupa'daki akraba partilerimizle, dünyadaki akraba partilerimizle, dünya siyasetinde çok önemli ağırlıkları olan bir yapıdır. Sosyalist Enternasyonal'in ki içinde Yunanistan'dan parti de vardır. Bugünlerde ilerici sol grupla Sosyalist Enternasyonal ile birlikte ümit ederiz Almanya, İngiltere ve Avrupa'nın bütün ülkeleriyle birlikte CHP'nin savunduğu, Avrupa Birliği hedefine verilecek tam destek Türkiye'nin önündeki yol haritasını belirginleştirecektir.

"Yapılacak ilk genel seçimlerde partimiz iktidar olacak"

Bundan bir kez daha söylüyorum; CHP iktidarında yani yapılacak ilk seçimlerden sonra kurulacak hükümette, CHP iktidarında 10 yıl sonra toplamda yaşanacak olan şudur; AK Parti'nin yaptığı gibi yapacağız. Biz de sıfır atacağız. Ama onlar gibi enflasyonu yükseltip yükseltip sıfırlar sığmayınca hem paradan hem maaştan hem etiketten sıfır atmayacağız. Öyle altı sıfır falan da atmayacağız. Bir tane sıfır atacağız. O bir sıfırı etiketlerden atacağız. Fiyatlardan atacağız. Ama maaşlardan atmayacağız. AK Parti'nin, MHP'nin kıymetli seçmenlerine söylüyorum. 31 Mart'ta doğru yaptınız. Dürüst, çalışkan, şeffaf, israfçı değil hizmeti önceleyen adaylara oy verdiniz. O günden bugüne sizi pişman etmedik. Hiçbirinizi pişman etmeyeceğiz. Gelecek seçimlerde CHP'ye, Türkiye ittifakına oy verdiğinizde 10 yıl sonra cebinizdeki paranın 10 kat değerli olduğunu göreceksiniz. Bugünkü maaşı alıp 4 liraya mazot kullandığınızı düşüneceksiniz. Bugünkü maaşla 1 liraya ekmek aldığınızı düşüneceksiniz. Bugünkü maaşla elektrik faturasının 500 lira değil 50 lira geldiğini düşüneceksiniz. Milli gelir artışı bu demektir. Hele hele eşit paylaşmak, gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmak bu demektir. Biz gidip AK Parti'ye 'bunu yapalım' diyoruz. 'Gelin vergide adalet sağlayın' diyoruz. 'Geçici, dolaylı vergileri kaldırın, zenginlerden doğrudan vergi alın' diyoruz. Onlar vatandaşı değil yine yandaşı düşünüyorlar. Ama ilk seçimlerden sonra ne kadar kaçabilirler bilmiyorum, çünkü vatandaş seçim istediğini her gün daha yüksek sesle söylüyor. Yapılacak ilk genel seçimlerde partimiz iktidar olacak. Her geçen gün ekonomi iyiye gidecek. Türkiye zenginleşecek, herkes rahatlayacak.

"Tabii Tayyip Bey, kişi kendinden bilir işi, uçaktan 13 tane olunca herkesin uçağı var sanıyor"

11'inde Saray Bosna'dayız. 20 Temmuz'da hep birlikte Kıbrıs'ta olacağız. Önceki dönem genel başkanlarımızla 1974 Barış Harekatı'nda bakan olan, imzası olan Sayın Önder Sav'la, sağlığı elverirse Sayın Erol Çevikçe'yle beraber ve yine Ayşe Ayata'yla yani dönemin Dışişleri Bakanı'nın kızı, bizim sevgili hocamız Ayşe Ayata'yla birlikte Kıbrıs'ta olacağız. Ayşe Hanım barış için tatile çıkmıştı. Barış Harekatı'nın 50. yılında Ayşe Hanım'la birlikte yurtta barış, Ada'da barış, dünyada barış demek üzere bir kez daha Kıbrıs'a gidiyoruz.

Buradan bir kesim gerilim yükseltmeye çalışıyor. Sayın Erdoğan'a uçakta sormuşlar, 'Çağırdınız, geliyor mu Özgür Bey' diye? O da 'Birlikte gitme teklifimizi yaptık, kendi uçaklarıyla gideceklermiş' dedi. Tabii Tayyip Bey, kişi kendinden bilir işi, uçaktan 13 tane olunca herkesin uçağı var sanıyor. Sayın Erdoğan, Ajet'in, Türk Hava Yolları'nın ya da Türk şirketlerinin filosundaki bütün uçaklar CHP'nin uçağıdır. Kendi uçağımızla gidiyoruz. İhtiyaç olursa çok zorda kalınırsa güçlüklerle kiralanır. Ama şu kadarını söylemek isterim; biz bir yıl önceden beri Kıbrıs'a 1974 Kıbrıs gazisiyle gitmek için çalışma yapıyoruz. Altı aydır yazışıyoruz. En son 174 gazi götürmekte Kıbrıs makamlarıyla mutabakata vardık. Otel, ulaşım, tören sorunları yüzünden. O yüzden buradan 'Efendim, Erdoğan çağırdı, Özgür Özel reddetti, onun uçağı, bunun uçağı yok...' Biz Kıbrıs'ta protokoldeki yerimizi alırız, makamlara göstermemiz gereken saygıyı gösteririz. Bir daveti reddetmek değil, çok önceden planladığımız şekilde o davete kendi heyetimizle birlikte, iki gün önceden gideceğiz.

"Kadınlar hangi soyadını kullanacağına sadece kendileri karar verirler"

Meclis'te bugünlerde torba yasada kadının soyadıyla ilgili bir düzenleme var. AYM 9 ay süre vermişti, süre doluyordu. Düzenleme geldi. Geldi deyince herhalde kadın örgütleri önce 'Nihayet' dedi. Çünkü AYM demişti ki 'İkide bir bu kanunu yapıyorsunuz, doğru değil, kadın kocasının soyadını kullanır, çok istiyorsa kendisininkini de yanında kullanır. Bu, eşitlik ilkesine aykırı. Kadın ister kocasının soyadını kullanır. İster kendi soyadını kullanır. İster ikisini bir kullanır. Bunun hangisini kullanacağına da kadın karar verir.' AYM böyle demiş. Bunun üzerine AKP iptal edilen kanunu getiriyor, ancak şöyle getiriyor; 'Bu iptal gerekçesine göre, eski kanun şöyle ya; 'kadın kocasının soyadını kullanır, ancak isterse kendi soyadını kullanır'daki 'ancak' kelimesini 've fakat' olarak değiştiriyorlar. Yani; 'Kadın kocasının soyadını kullanır ve fakat isterse kendisininkini de yanında kullanır.' Böylelikle kadınların bir anayasal kazanımını tekrar ellerinden almaya çalışıyorlar. Bakın biz 75 yıldır Avrupa Konseyi'ndeyiz. Dön bir bak orada bir tane var mı, kadın kocasının soyadını zorla kullanır diyen. Devlet olarak sana ne? Kadınlar kararlarını kendileri verirler. Kadının ne yiyeceğine ne içeceğine, ne giyineceğine, ne zaman nerede dolaşacağına, hangi soyadını kullanacağına sadece kendileri karar verir.

"Bir milyon öğretmenin diplomasına kapkaç yapacaklar"

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin en çok değiştirdiği iki bakanlıktan biri  Kültür Sanat, biri Milli Eğitim. Ellerine yüzlerine bulaştırdıkları, her gelenin öncekini bir kenara ittiği, yeni reformlar yaptığı, mevcut Bakanın öncekinden nefret ettiği bir iktidarla karşı karşıyayız MEB alanında. Şimdi MEB Komisyon Başkanı 2 yıl önce Öğretmenlik Meslek Kanunu getirdi. 'En iyisi budur' dedi. 'Bundan sonra değişmeyecek' dedi. O günkü yardımcısı, şimdiki Bakan Öğretmenlik Meslek Kanunu'nu yeniden getiriyor. Yapılanları bozuyor, eskileri kötülüyor, Bakan'ı her fırsatta gömüyor, paramparça ediyor. Buradaki de ondan çok hoşlanmıyor ama bir kez daha Milli Eğitim'le ilgili, Milli Eğitim'in olmazsa olmaz öğesi öğretmenlerimizle ilgili bir olmadık değişiklik daha getiriliyor. Ama bu sefer sadece iş bilmezlik yok. Hatta bu sefer ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar. 2002 yılında Sayın Erdoğan çıkıp rahmetli Ecevit'e '68 bin öğretmen kardeşim var benim, atanmamış. Bunları niye atamıyorsunuz? Madem atamayacaksın niye oturttun' demişti ya o rakam şimdi kendi iktidarında 1 milyonu geçti. Bir milyon atanmamış öğretmen var, atanmayan öğretmen var. Şimdi Yusuf Tekin denen şahıs eliyle büyük bir suç işleniyor. Hırsızlık, yankesicilik suçu. 1 milyon öğretmen diploması çalacaklar. Bir milyon öğretmenin diplomasına kapkaç yapacaklar."

Kaynak: anka