Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), ortaöğretim kademesinde bulunan meslek okulları olarak 9 Aralık 2016’de Resmi Gazete’de yayımlanan kararla kuruldu. Çıraklık eğitimi, örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan MESEM’lerin amacı, “Çırak öğrencilerin ahilik kültüründen gelen usta çırak ilişkisiyle mesleklerini işbaşında öğrenmeleri” olarak açıklandı. 4 yıl MESEM’de eğitim alan öğrencileri haftada 1 gün okulda teorik eğitim, 4 gün işletmelerde pratik eğitim alıyor.  MEB, çırak öğrencilere asgari ücretin yüzde 30'u, kalfa öğrencilere ise asgari ücretin yüzde 50'si oranında ödeme yapıyor.

MESEM’ler, son günlerde artan çocuk ölümleri nedeniyle tartışılıyor. Antalya'da kalfalık eğitimi sırasında, aracın yakıt deposunun şamandırasını değiştirirken meydana gelen patlamada vücudunun yüzde 80'i yanan 18 yaşındaki lise öğrencisi Beyzanur Hatimoğlu ile İstanbul Büyükçekmece'de meslek lisesi öğrencisi 14 yaşındaki Arda Tonbul, staj adı altında haftanın 4 günü çalıştığı iş yerinde başı makineye sıkışarak yaşamını yitirdi.

Dün ise Kütahya Mesleki Eğitim Merkezi İç Mekan Mobilya Teknolojisi Dalı 9. Sınıf öğrencisi 15 yaşındaki Erol Can Yavuz, Kütahya Yeni Sanayi Sitesi'nde staj yaptığı mobilya atölyesinde üzerine sunta blokların devrilmesi sonucu hayatını kaybetti.

İki hafta içerisinde art arda çocukların yaşadığı iş kazaları ve iş cinayetlerine ilişkin eğitim sendikaları yöneticileri ile EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, değerlendirmelerde bulundu.

MESEM projelerinin iptal edilmesi gerektiğini belirten Bayhan, şunları söyledi:

"MESEM'LER BİRÇOK AİLE İÇİN ÇOCUKLARINI ÇALIŞTIRARAK EK GELİR SAĞLAMAK ÜZERİNE DE BİR OLANAK OLARAK DA GÖRÜLÜYOR"

"Türkiye'de hükümet 1 milyon civarında bir hedefle MESEM konusunu gündeme getirdi. Ama şimdi 1 buçuk milyona kadar çıkmış durumda MESEM'lerdeki öğrenci sayısı. Aslında öğrenci demeyelim onlara, çocuk işçiler. MESEM projesi baştan sona yanlış bir proje, tamamen Türkiye'de 14-17 yaş arası asla ve asla ücretli emek olarak kullanılmaması gereken çocukların çalışmasını meşrulaştıran bir proje. Dolayısıyla bir an önce MESEM projesi iptal ettirilip MESEM projelerinin, meslek eğitim projesi haline getirilmesi lazım ve meslek eğitim ortaokul ve liselerine dönüştürülmesi lazım. Yoksa bu iş cinayetlerinin önünü almaları mümkün değil. Bunun dışında ayrıca da MESEM'ler birçok aile için çocuklarını çalıştırarak ek gelir sağlamak üzerine de bir olanak olarak da görülüyor. Bu Türkiye'deki düşük ücretlerin, emekçilerin kendi aldıkları ücretler ile yaşayamamalarının bir ifadesi. Onun için de bütün emekçi ailelerine ve özellikle MESEM'lerdeki gençlere karşılıksız burs verilmesi gerekiyor. MESEM projesinin iptal edilmesi çok acil bir hale gelmiştir. Türkiye'deki Milli Eğitim'in işleyişinin belki de en vahşi, insanlık dışı, yıkıcı alanlarından bir tanesi MESEM'ler. Bir an önce projenin iptal edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Biz bir önerge ile bu talepleri içeren, bugün MESEM'lere dair, bu konuda herhangi bir tedbir alıp almadıklarına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı'na sorular yönelttik. Bizim bütün çabamız, bu sorunu gündemde tutmak. Çünkü maalesef Türkiye'de en temel insani haklar bile, en basit, en doğal haklar bile mücadele etmeden gündemde tutup, hükümete baskı yapmadan kazanılamıyor ya da kullanılamıyor. Onun için bizim soru önergemiz bu açıdan mücadeleye de bir katkı olur. Soru önergesinin yanıtını da bekliyoruz. Yusuf Tekin, ne diyecek çok da merak ediyorum. Ama sanıyorum Bakan’ın MESEM gibi, Çankaya Milli Eğitim'de çalışan emekçilerin talepleri gibi ciddi talepler ile değil de daha fazla meşgul olduğu meseleler var. Özellikle tarikatların liderlerine, tarikatların başında duran ruhban sınıfına ihale dağıtmak gibi işler yapıyor. Onun için bir an önce bu işleri bırakıp, Milli Eğitim'in ciddi sorunları ile ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum."

"MESEM’LER ÇOCUK ÖĞÜTÜYOR"

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise MESEM projesi aracılığı ile çocukların sermayeye meze edildiğini belirterek şunları söyledi:

“Bu ülkede her şey pahalı ama insan hayatı ucuz. Özellikle MESEM’lerde bizim çocuklarımız sermayeye meze ediliyor. Daha dün de bir çocuğumuz Kütahya’da üstüne sunta plakaları düşerek hayatını kaybetti. Gerçekten bir tarafta dinselleştirme, bir taraftan da sermayeye çocuk işçiliği üzerinden kar aktarılıyor. Bu bizim tarafımızdan kabul edilemez. Sendikamız elbette bununla ilgili çok etkin çalışmalar yapıyor. Basın açıklamaları yapıyor. Kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyor. MESEM’ler çocuk öğütüyor. Eylül ayından bugüne yaklaşık bir yarım dönemde dünkü çocuğumuzla birlikte 8 çocuğumuz can verdi. Birkaç çocuğumuz çok ciddi yaralandı. Birisi yüzde 80 yanıkla yaralandı. Bunlar kabul edilemez. Milli Eğitim Bakanlığı ne yapmaya çalışıyor, birçok alanda eğitimi yerle bir etti. Şimdi de çocukları öğütüyoruz. Buradan çağrımızdır, bakanlığa, çocukları sermayeye ucuz iş gücü olarak, çocuk işçiliği olarak çalıştırılmasın.

"SADECE ÖRGÜN EĞİTİMDEKİ ÇOCUKLAR ORAYA GİTMİYORLAR. KAYDETTİRİLİP ORADAN UCUZ İŞ GÜCÜ DEVŞİRİYORLAR"

İşin farklı boyutları da var, birçok iş yerinde çalışan 20 yaşın altındaki insanlar oraya kaydettiriliyor sadece örgün eğitimdeki çocuklar oraya gitmiyorlar. Kaydettirilip oradan ucuz iş gücü devşiriyorlar. Hem ucuz iş gücüne hem çocuklarımızın ölümüne, bir taraftan dinselleştirmeye karşı Eğitim Sen olarak çok ciddi bir tepkimiz var. Bundan vazgeçilmesi, çocuklar eğer teknik eleman olarak yetiştirilecekse, meslek liselerinin kampüslerinin genişletilmesi, orada çeşitli şekilde çocuklarımızın eğitilmesi, orada birtakım teknik bilgilerin verilmesi gerekiyor. Öbür türlüsü kabul edilemez. Doğru değil.”

"VERİ PAYLAŞIMI YAPMIYORLAR"

Eğitim-İş Genel Sekreteri Cengiz Sarıyer de MESEM'ler ile ilgili yetkililerin veri paylaşımı yapılmadığını belirterek, şunları söyledi:

Kalkan-19 operasyonlarında 1177 düzensiz göçmen yakalandı Kalkan-19 operasyonlarında 1177 düzensiz göçmen yakalandı

“Sendikamız, Genel Başkanımız bütün televizyon programlarında ya da Eğitim-İş Sendikası Merkez Yönetim Grubu olarak, MESEM’lerde yaşanan sorunları kamuoyunun gündemine taşıdık. Maalesef Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, maalesef önlem almadılar. Örgün eğitim dışına çıkan çocuklarımıza haftada bir gün okula getirip, geriye kalan işverenin, kapitalizmin kar hırsına kurban edilen çocuklarımız. En son bir tane çocuğumuz yine iş kazasında hayatını kaybetti ve gerçekten bu kazalar artıyor. İnanılmaz derecede bu durumdan rahatsızız. Bizler artık Milli Eğitim Bakanlığı’nı gerçekten görevini usule uygun, mevzuata uygun yapmaya davet ediyoruz. Çocuklarımızın, çalışanlarımızın güvenli çalışması, güvenli iş, güvenli bir gelecek sağlaması, onların kamusal görevidir. Dolayısıyla burada da Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevini yerine getiren eğitim emekçileri iş güvencesinden yoksun, can güvenliğinden yoksun bir şekilde çalıştırılıyor. Dört beş ay önce bir Eğitim-İş olarak yine burada, basın açıklamamızı yaptık. Kamuoyuna tepkilerimizi taleplerimizi duyurduk. Ancak görüyoruz ki hala önlem alınmamış. Milli Eğitim Bakanlığı’na ben bir kez daha çağırıyorum. Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde can güvenliğinden yoksun, yıkım raporuna rağmen hala bu insanları burada çalıştırıyor olmanızı, Eğitim-İş Sendikası olarak kınıyoruz.

Veri paylaşımı yapmıyorlar ama biz takip ediyoruz her ilde şubemiz var, il temsilciliklerimiz var. Oralarda tabii ki çocuklarımızın MESEM kapsamında işletmede beceri eğitimi kapsamında işletmelerde çalışmak durumunda kalan, çocuklarımızın başına gelen olumsuz şeyler, şubelerimizce bize geliyor. Yoksa bakanlığın bir veri paylaştığı yok."

ANKA

Kaynak: anka