Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2024’ün ilk enflasyon raporunda yüzde 36 olan yıl sonu enflasyon tahminlerini değiştirmedi. TCMB Başkanı Fatih Karahan, “Ücret, yönetilen/yönlendirilen fiyat ayarlamaları ve geriye doğru endeksleme davranışının etkisiyle, hizmet grubunda aylık enflasyon, tahminimizin bir miktar üzerinde gelerek, belirgin yükselmiştir. Bu görünümde, asgari ücret artışının öngörülerimizin üzerinde gerçekleşmesinin de etkisi hissedilmiştir. Enflasyon, hedefimizle uyumlu seviyelere gerileyene kadar, gereken parasal sıkılığı korumakta kararlıyız. Enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını yakından takip ediyoruz. Enflasyon görünümünde herhangi bir bozulmaya kesinlikle izin vermeyeceğiz. Uyguladığımız politikalar etkisini göstermeye başlamakla beraber, kalıcı fiyat istikrarına ulaşana kadar, politika duruşumuzu sürdürerek enflasyonu tahmin ettiğimiz patikada düşürecek ve orta vadede ekonomimizi kalıcı fiyat istikrarına ulaştıracağız” dedi. TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay da “‘Hedef iddialı mı?’ 36. Evet iddialı. Ama iddiasız hedef koyan Merkez Bankası bence oksimorondur zaten. İddialı ama erişilebilir bir hedef enflasyonu aşağı indirmekte ve enflasyon beklentilerini düzeltmekte, iddiasız ve rahat ulaşılır bir hedeften çok daha iyidir. Yaptığımız şeyin biz şu anda doğruluğuna fena halde inanıyoruz. Bu hedeften hakikaten hiç feragat etme niyetimiz yok” diye konuştu.

Karahan’a TCMB Başkan Yardımcıları Hatice Karahan ve Osman Cevdet Akçay da eşlik etti. TCMB, yılın ilk enflasyon raporuna göre; yıl sonu enflasyon tahminlerini değiştirmedi. Buna göre; 2024 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 36, 2025 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 14 ve 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 9 oldu.

Karahan, rapora ilişkin yaptığı sunumda şunları söyledi:

“ENFLASYON, HEDEFİMİZLE UYUMLU SEVİYELERE GERİLEYENE KADAR, GEREKEN PARASAL SIKILIĞI KORUMAKTA KARARLIYIZ”

“Merkez Bankası olarak, güçlü ekibimizle birlikte, dezenflasyonu tesis etmeye yönelik çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Merkez Bankası’nın görevi fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. Bu amaçla, bildiğiniz gibi, 2023 yılı haziran ayında parasal sıkılaştırma sürecini başlattık. Bu süreçte, politika faizini yüzde 8,5’den yüzde 45’e yükselttik. Miktarsal sıkılaştırma ve seçici kredi adımlarıyla parasal sıkılaştırmayı destekledik. Makro ihtiyati çerçevede de sadeleştirme sürecini başlatarak piyasa mekanizmasının işlevselliğini artırdık. Türk lirası mevduata geçişi teşvik ettik ve Türk lirası varlıklara olan talebi güçlendirdik. Bu politikaların sonucu olarak, bir önceki rapor döneminden bu yana, hem reel hem de finansal göstergeler para politikamızın doğru yolda ilerlediğini teyit etmektedir. Enflasyon, hedefimizle uyumlu seviyelere gerileyene kadar, gereken parasal sıkılığı korumakta kararlıyız. Enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını yakından takip ediyoruz. Enflasyon görünümünde herhangi bir bozulmaya kesinlikle izin vermeyeceğiz. Uyguladığımız politikalar etkisini göstermeye başlamakla beraber, kalıcı fiyat istikrarına ulaşana kadar, politika duruşumuzu sürdürerek enflasyonu tahmin ettiğimiz patikada düşürecek ve orta vadede ekonomimizi kalıcı fiyat istikrarına ulaştıracağız.

“YILLIK ENFLASYONUN, 2024 YILININ İLK YARISINA KADAR ARTMASINI BEKLEDİĞİMİZİ TÜM POLİTİKA METİNLERİMİZDE VE ENFLASYON RAPORLARIMIZDA SİZLERLE PAYLAŞTIK”

2023 yılı son çeyreğinde enflasyon, önceki rapor tahminleriyle tutarlı seyrederek, yıl sonunda yüzde 64,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyonun, 2024 yılının ilk yarısına kadar artmasını beklediğimizi tüm politika metinlerimizde, sunumlarımızda ve Enflasyon Raporlarımızda sizlerle paylaştık. Hatırlayacak olursak, üçüncü çeyrekte petrol fiyatları, vergiler, döviz kuru, akaryakıt fiyatları, asgari ücret artışı gibi birden fazla şok bir arada gerçekleşmişti. Tarihsel eğilimlere kıyasla yüksek oranda olan bu şokların kısa bir süre zarfında ve bir arada gerçekleşmesi, beklenti ve fiyatlama davranışlarında ilave bozulmaya yol açmıştı. Söz konusu şokların enflasyona yansıması üçüncü çeyrekte büyük ölçüde tamamlanmıştı.

“YURT İÇİ TALEBİN DEZENFLASYON SÜRECİNİ SÜRÜKLEYİCİ YÖNDE HAREKET ETMESİNİ SAĞLAMAK İÇİN PARASAL DURUŞUMUZU KORUMAKTA KARARLIYIZ”

Son çeyrekte ise, parasal sıkılaştırmanın etkileriyle, fiyatlama davranışlarında ve enflasyonun ana eğiliminde gerçekleşen iyileşmeye bağlı olarak, enflasyon 3,3 puan ile sınırlı oranda artmıştır. Bu artışın önemli bir kısmı olan 2,4 puanı da doğal gazda 25m3 bedelsiz kullanım sınırının aşılmasından kaynaklanmıştır.  Bu dönemde, enflasyon üzerinde, bir önceki çeyrekte akaryakıt fiyatlarındaki artışın dolaylı etkileri sürerken, parasal sıkılaştırmayla birlikte talep koşulları enflasyonu 1 puan civarında aşağı çekmiştir. Yüksek ve oynak seyreden enflasyon, emtia fiyatlarının 2022 yılı sonrasında düşüşe geçmesinin ardından, 2023 yılında giderek daha fazla talep kaynaklı hale gelmiştir. Ancak, sıkılaştırma adımlarımızla, talepte dengelenme süreci başlamıştır. Perakende satış hacminin büyümesi, 2023 yılının ikinci yarısında belirgin şekilde yavaşlamış, kasım itibarıyla çeyreklik bazda negatife dönmüştür. Politikalarımız, talepteki aşırılığın giderilmesinde başarılı olmakla birlikte, perakende satışların mevcut seviyesinin halen dirençli olduğunu değerlendiriyoruz. Yurt içi talebin dezenflasyon sürecini sürükleyici yönde hareket etmesini sağlamak için parasal duruşumuzu korumakta kararlıyız. Talepteki aşırılık, 2023 yılının ilk yarısında artan ithalat yoluyla, dış ticaret dengesine de olumsuz yansımıştı. İç talepteki dengelenmeyi takiben, son dönemde ithalat eğilimi zayıflamıştır. Nitekim, 2023 yılının ilk yarısında bir önceki yarıya kıyasla yüzde 8,5 artan altın ithalatı, yılın ikinci yarısında yüzde 18,6 azalmıştır. Benzer şekilde, tüketim malları ithalatında artış eğilimi, aynı dönemde belirgin zayıflamıştır. Mücevher hariç dayanıklı tüketim malı ithalatı da gerilemiştir. İlave olarak, otomobil ithalatının artışı da bu dönemde hız kesmiştir.

“FİNANSAL KOŞULLARDAKİ SIKILAŞMA VE İÇ TALEPTEKİ DENGELENMENİN MAL VE HİZMET GRUPLARINDA FİYATLAMA DAVRANIŞLARINA OLUMLU YÖNDE YANSIMALARI OLMUŞTUR”

Ocak ayına ilişkin geçici veriler hem toplam hem de altın ve enerji hariç bakıldığında, dış ticaret dengesindeki iyileşme eğiliminin devamına işaret etmiştir. 2023 yılı ilk çeyreğinde altın ve tüketim malları ithalatındaki artış, cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 5,7 seviyesine ulaşmasına neden olmuştu. 2023 yıl sonu itibarıyla ise, cari açığın, milli gelire oranla, yüzde 4 civarına gerilediğini tahmin ediyoruz.  Grafikteki taralı alanlar, yakın dönemde ülkemizdeki parasal sıkılaştırma döngülerini göstermektedir. Bu dönemlerde, talebin zayıflamasıyla ve beklentilerin iyileşmesiyle birlikte, cari dengede düzelme gerçekleşmiştir. Mevcut parasal sıkılaştırma süreci de öncekilere benzer şekilde, başta altın ve dayanıklı tüketim malı olmak üzere, ithalat kanalıyla cari dengeye katkıda bulunmaya başlamıştır. 2024 yılında, parasal aktarımın gecikmeli etkilerinin devreye girmesiyle, yurt içi talepte dengelenme ile birlikte, cari dengede iyileşme sürecinin devamını öngörüyoruz. Finansal koşullardaki sıkılaşma ve iç talepteki dengelenmenin mal ve hizmet gruplarında fiyatlama davranışlarına olumlu yönde yansımaları olmuştur.

Finansal koşullardan görece daha hızlı etkilenen dayanıklı tüketim malları sektöründe, özellikle otomobil, beyaz eşya, mobilya ve ev aletlerinde fiyat artışları yavaşlamıştır. Dayanıklı mal enflasyonu üç aylık ortalamalara göre, 2023 yılının ağustos ayındaki yüzde 9 seviyesinden aralık ayı itibarıyla yüzde 1,3’e gerilemiştir. Bu görünümde, özellikle otomotiv ve beyaz eşyada talebi yeniden canlandırmak amacıyla yapılan fiyat indirimleri etkili olmuştur. Hizmet enflasyonu eğiliminde de son çeyrekte yavaşlama kaydedilmekle birlikte, katılık sürmektedir.  Parasal sıkılaştırma, kısa vadede, mal enflasyonu üzerinde daha etkilidir.

“BÜYÜK KENTLERDE KONUT FİYATLARINDAKİ ARTIŞ HIZI BELİRGİN ŞEKİLDE YAVAŞLAMIŞTIR”

Hizmet enflasyonu ise, düzenlemeye tabii yönetilen kalemler ile eğitim ve sağlık hizmetleri ve kira gibi geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi güçlü kalemler sebebiyle önemli bir atalet sergilemektedir. Bu kalemler, şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir süreye yayılmasına neden olmaktadır. Ücret/fiyat güncellemeleri ve sözleşme yenilemelerinde önemli bir ay olan ocakta, hizmet fiyatlarında yüksek oranlı artışlar gözlenmiştir. Hizmet enflasyonundaki katılığın önemli bir bileşeni ise kiralardır. Bu bağlamda, konut piyasası önem arz etmekte olup, buradaki gelişmeler öncü gösterge olarak yakından takip edilmektedir.  Hizmet enflasyonunun yavaşlamasında, kiralar üzerindeki baskının azalması ve enflasyon beklentilerinin çıpalanması önemli rol oynayacaktır. Konut piyasasına bakıldığında, 2022 yılı sonrasında enflasyondan korunma davranışıyla artan gayrimenkul talebi, konut fiyatlarında yüksek oranlı artışlara sebep olmuştur. Bu durum, kiralara da gecikmeli ve güçlü bir şekilde yansımaktadır. Sıkılaştırma sonrası dönemde ise, büyük kentlerde konut fiyatlarındaki artış hızı belirgin şekilde yavaşlamıştır.

“KONUT FİYAT ARTIŞINDAKİ YAVAŞLAMANIN SÜRMESİ, KİRA VE DOLAYISIYLA HİZMET ENFLASYONU KANALIYLA, 2024 YILINDA DEZENFLASYON SÜRECİNE KATKI SAĞLAYACAKTIR”

Parasal sıkılaştırmanın finansal koşullara ve beklentilere olan yansımasıyla, konut fiyat enflasyonu yıllık bazda düşüş göstermiştir. Konut fiyat artışındaki yavaşlamanın sürmesi, kira ve dolayısıyla hizmet enflasyonu kanalıyla, 2024 yılında dezenflasyon sürecine katkı sağlayacaktır. Hizmet grubunda ataletin azalmasında, beklentilerin çıpalanması da kritik olacaktır. Piyasa katılımcıları anketinde 12 ay sonrası enflasyon beklentisi, ekim ayından sonra 6 puan gerileyerek ocak ayında yüzde 39 olmuştur. Beklentilerin dağılımında da merkezi eğilim etrafındaki uzlaşı artmaktadır. Anket mikro verileri, firma ve tüketicilerin enflasyon beklentilerinin, seviyesi yüksek olmakla birlikte, son dönemde düşüş kaydettiğini göstermektedir. Beklentilerdeki bu eğilimin devam etmesi ve beklentilerin tahmin aralığına yakınsaması para politikası duruşu açısından önemli bir ölçüttür.

“HİZMET GRUBUNDA AYLIK ENFLASYON TAHMİNİMİZİN BİR MİKTAR ÜZERİNDE GELEREK, BELİRGİN YÜKSELMİŞTİR. BU GÖRÜNÜMDE, ASGARİ ÜCRET ARTIŞININ ÖNGÖRÜLERİMİZİN ÜZERİNDE GERÇEKLEŞMESİNİN DE ETKİSİ HİSSEDİLMİŞTİR”

Tüketici enflasyonu, dördüncü çeyrek boyunca tahmin aralığının orta noktasına yakın hareket etmiş ve 2023 yılını yüzde 64,8 ile yıl sonu tahminiyle uyumlu tamamlamıştır. Ocak ayında da, tahmin aralığının orta noktasına yakın seyir korunmuştur. Bununla birlikte, konuşmamın bu bölümünde ocak aylık enflasyonuna ayrı bir yer ayırmak istiyorum. Bu ayda, ocak ayına özgü sebeplerle, aylık enflasyonda yükseliş gerçekleşeceğini önceki tahminlerimize yansıtmış ve kamuoyuyla paylaşmıştık. Nitekim ücret, yönetilen/yönlendirilen fiyat ayarlamaları ve geriye doğru endeksleme davranışının etkisiyle, hizmet grubunda aylık enflasyon tahminimizin bir miktar üzerinde gelerek, belirgin yükselmiştir. Bu görünümde, asgari ücret artışının öngörülerimizin üzerinde gerçekleşmesinin de etkisi hissedilmiştir.

“OCAK AYINDAKİ YÜKSELİŞ SONRASINDA, ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİNİN ZAYIFLAYACAĞINI DEĞERLENDİRİYORUZ”

Fiyatlama davranışlarının iyileşme göstermesi, aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşe yol açmıştır. Dışlama, istatistiksel ve model bazlı göstergelerimizin ortalaması, aylık enflasyonun ana eğiliminin, son çeyrek boyunca belirgin şekilde yavaşladığına işaret etmektedir. Üç aylık ortalamalar, aralık ayında yaklaşık yüzde 2,9'a gerilemiş, ocak ayında ise geçici etkilerle yüzde 3,9’a yükselmiştir. Önceki rapordan bu yana göstergeler, tahmin ettiğimizden daha hızlı gerilemiş bir ana eğilime işaret etmektedir. Bu durum, parasal sıkılaştırmanın fiyatlama davranışlarını öngördüğümüzden daha güçlü etkilediğini ima etmektedir. Son PPK karar metninde vurguladığımız gibi, enflasyonun ana eğiliminde hedeflediğimiz patikayla uyumlu, belirgin bir iyileşme görmeyi, para politikasının seyri açısından önemli buluyoruz. Ocak ayındaki yükseliş sonrasında, enflasyonun ana eğiliminin zayıflayacağını değerlendiriyoruz. Bununla birlikte, ana eğilim üzerinde riskler de söz konusudur. Özellikle, ücret ayarlamalarının talep üzerindeki yansımalarını yakından takip ediyor olacağız.

“DEPO ALIM İHALESİ BAKİYESİ, OCAK AYINDA 603 MİLYAR TL’YE ÇIKTIKTAN SONRA, 5 ŞUBAT İTİBARIYLA 100 MİLYAR TL’YE GERİLEMİŞTİR”

Bildiğiniz gibi politika faizimizi, parasal sıkılaştırma sürecinde yüzde 8,5’ten yüzde 45 seviyesine çıkardık. Bu süreçte, kademeli ve bütünsel bir yaklaşımla, parasal sıkılaştırmayı destekleyici uygulamaları da devreye aldık. Bu kapsamda, bankacılık sistemindeki fazla likiditeyi miktarsal sıkılaştırma ile sterilize ediyoruz.  Ayrıca, iç talepteki dengelenmeyi desteklemek amacıyla, seçici kredi sıkılaştırmasını uyguladık. Tüm bunların yanında, piyasa mekanizmasının işlevselliğini yeniden tesis etmek amacıyla, makro ihtiyati politika çerçevesini sadeleştirdik ve TL mevduat payının artırılmasını destekledik. Makro ihtiyati çerçeveyi, KKM’ye geçişi teşvik eden ve kredi kullandırımını sınırlayan menkul kıymet düzenlemelerini kaldırarak sadeleştirdik. Böylece, tahvil ve kredi piyasalarının işlevselliğinin artmasını, getiri eğrisinin normalleşmesini ve parasal aktarımın güçlenmesini sağladık. Diğer taraftan, KKM’nin azalmasına ve Türk lirası mevduatın payının artmasına yönelik uygulamalara devam edilmektedir. Tüm bunlara ek olarak, parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi amacıyla, 2023 temmuz ayından itibaren zorunlu karşılık düzenlemeleriyle 1 trilyon Türk lirasından fazla likidite sterilize edilmiştir. Ayrıca, dönemsel olarak oluşan geçici likidite fazlasının sterilize edilmesi amacıyla, TL depo alım ihalelerine başlanmıştır. Bu kapsamda, 2023 yıl sonu itibarıyla 290 milyar TL olan TL depo alım ihalesi bakiyesi, ocak ayında 603 milyar TL’ye çıktıktan sonra, 5 Şubat itibarıyla 100 milyar TL’ye gerilemiştir.

“ENFLASYON GÖRÜNÜMÜNDE BELİRGİN BİR BOZULMA ÖNGÖRÜLMESİ HALİNDE, PARASAL SIKILIK GÖZDEN GEÇİRİLECEKTİR”

Önümüzdeki dönemde TL likiditesinin ikincil piyasa faizlerine etkileri yakından takip edilecek Türk lirası likidite fazlasının zorunlu karşılıklarla sterilize edilmesi ve sonrasında zorunlu karşılık kaynaklı fonlama maliyetinde meydana gelen artış, TL mevduat faizlerinde aşağı yönlü baskı oluşturmuştur. Bu kapsamda, TL zorunlu karşılıklara, KKM’nin TL mevduata geçişine yönelik hedeflere bağlı olarak faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Alınan bu kararla, TL mevduatın payının artırılması ve KKM’den TL mevduata geçişin desteklenmesi ile parasal aktarımın güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Politika faizinin ocak ayıda ulaştığı seviye ve parasal aktarımı güçlendirmek için atmakta olduğumuz destekleyici adımlarla birlikte, dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaştığımızı değerlendiriyoruz. Bu noktada belirtmek isterim ki, politika faizinin mevcut seviyesi gerektiği müddetçe sürdürülecektir. Bu süreçte iki ana koşul gözetilecektir: Bunlardan ilki, aylık enflasyonun ana eğiliminin belirgin bir düşüş göstermesidir. Bu kapsamda, ana eğilim, iç talep, ithalat ve finansal koşullara ilişkin göstergeleri yakından izleyeceğiz. İkincisi ise, enflasyon beklentilerinin öngörülen tahmin aralığına yakınsamasıdır. Bu çerçevede, geniş kapsamlı enflasyon beklentisi göstergeleri takip edilecektir. Öte yandan, enflasyon görünümünde belirgin bir bozulma öngörülmesi halinde, parasal sıkılık gözden geçirilecektir. Bu süreçte; enflasyon beklentileri, fiyat belirme davranışları, kamu harcama ve vergi politikası, ücretler, özel tüketim, gibi unsurların enflasyon görünümünde tahminimizden belirgin bir sapmaya yol açacağının anlaşılması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Parasal sıkılaştırmamız finansal piyasalara hızlı ve güçlü şekilde yansımaktadır.

“SON 5 AYDA TÜRK LİRASI MEVDUAT 2,4 TRİLYON TL ARTMIŞ, KUR KORUMALI MEVDUAT 910 MİLYAR TL AZALMIŞTIR”

Son 5 ayda Türk lirası mevduat 2,4 trilyon TL artmış, Kur Korumalı Mevduat 910 milyar TL azalmış, yabancı para mevduat, 1,3 milyar dolar, parite ve fiyat etkisinden arındırılmış olarak ise 3,6 milyar dolar azalmıştır. Böylece, Türk lirası mevduat payı yüzde 30’lu seviyelerden yüzde 43’e yükselirken, Kur Korumalı Mevduatın payı yüzde 16’ya gerilemiştir. Bununla birlikte, ocak ayında Türk lirası mevduat payındaki artışın yavaşladığını gözlemledik. Son yaptığımız düzenlemenin TL mevduat payının artışını destekleyeceğini öngörüyoruz. Mevduat faizleri ve TL mevduat payı, politika çerçevemizin önemli bir bileşeni olmaya devam edecektir.  Parasal sıkılaştırma ve sadeleştirme adımlarımız, tahvil piyasasına da olumlu yansımış, getiri eğrisini parasal duruşla uyumlu hale getirmiştir. Bu kapsamda, getiri eğrisinde normalleşme gözlenmektedir. Bu süreçle birlikte, negatif eğimin belirginleşmesi de dikkat çekicidir.

“5 YILLIK CDS PRİMİ, 300 PUANIN ALTINA GERİLERKEN, SON HAFTALARDA GELİŞEN ÜLKE PİYASALARINDA YAŞANAN OYNAKLIĞA KARŞIN, BU HAFTA İTİBARIYLA 325 BAZ PUAN SEVİYELERİNDE İŞLEM GÖRMEKTEDİR”

Parasal sıkılaşma adımlarımız ile birlikte uluslararası rezervlerimizdeki artış, bölgemizde artan jeopolitik risklere karşın, piyasa bazlı risk göstergelerinde belirgin iyileşmeyi beraberinde getirmiştir. Mayıs ayında 700 baz puanın üzerine çıkan 5 yıllık CDS primi, 300 puanın altına gerilerken, son haftalarda gelişen ülke piyasalarında yaşanan oynaklığa karşın, bu hafta itibarıyla 325 baz puan seviyelerinde işlem görmektedir. Bu gelişmeler çerçevesinde, sermaye girişlerinde güçlü bir artış gözlenmiştir. 2023 Ocak-Mayıs ayları arasında aylık bazda ortalama 800 milyon dolar sermaye çıkışı gözlenirken, yılın ikinci yarısında ise toplam 12,6 milyar dolar sermaye girişi olmuştur.  Bu dönemde, haziran-ekim arasında aylık ortalama girişler, 600 milyon ABD dolarına çıkmış, kasım ve aralık aylarında ise girişler ivmelenerek, ortalama 4,5 milyar doların üzerine yükselmiştir. Sermaye akımları, ocak ayıyla birlikte ivme kaybetse de pozitif düzeyde kalmayı sürdürmüştür. Sermaye hareketlerinde görülen olumlu gidişatın da katkısıyla, uluslararası rezervlerimizde önemli bir ilerleme kaydedilmiştir. 2023 yılı mayıs ayında 98 milyar dolara gerileyen rezervler yıl sonunda 40 milyar doların üzerinde artarak 140 milyar dolar seviyesine ulaştıktan sonra, 2024 ocak ayında bir miktar gerilemiştir. Aynı dönemde, net rezervlerde de 35 milyar dolar civarında güçlü bir artış gerçekleşmiştir.  Piyasa koşullarını yakından takip etmeye ve rezervlerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz.

DİSK-AR’ın raporuna göre 2023’te hissedilen yıllık enflasyon yüzde 106,9 oldu DİSK-AR’ın raporuna göre 2023’te hissedilen yıllık enflasyon yüzde 106,9 oldu

“2024, 2025 VE 2026 YIL SONU ENFLASYON TAHMİNLERİ BİR ÖNCEKİ RAPORDAKİ HALİYLE KORUNMUŞTUR. 2024 YIL SONU TAHMİNİ YÜZDE 36, 2025 YIL SONU TAHMİNİ İSE YÜZDE 14 OLARAK TAHMİN EDİLMEKTEDİR”

Orta vadeli tahminler oluşturulurken, enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar, ara hedeflerimize bağlılığımızı yansıtacak şekilde, para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceği bir görünüm esas alınmıştır. Bu çerçevede, 2024, 2025 ve 2026 yıl sonu enflasyon tahminleri bir önceki rapordaki haliyle korunmuştur. 2024 yıl sonu tahmini yüzde 36, 2025 yıl sonu tahmini ise yüzde 14 olarak tahmin edilmektedir. Tahmin aralıklarının alt ve üst noktaları da 2024 yılı için yüzde 30 ve 42, 2025 yılı için ise yüzde 7 ve 21’e tekabül etmektedir. Enflasyonun 2026 yılını tek haneli seviyelere gerileyerek yüzde 9 ile tamamlaması, orta vadede ise yüzde 5 hedefinde istikrar kazanması öngörülmektedir. 2024 yılı tahminimizi korumamızda, bir dizi faktörün birbirini dengelemesi etkili olmuştur. Ücret ayarlamaları ve kamu harcamaları nedeniyle, 2024 yılı birinci çeyreğinde önceki Rapora göre çıktı açığının daha yukarıda olacağını tahmin ediyoruz. Sıkı para politikası ve maliye politikasının eşgüdümünün katkısıyla, iç talepteki dengelenme sürecinin devam edeceğini de değerlendiriyoruz. Bu görünüm altında, çıktı açığı tahmini güncellememiz 2024 yılı enflasyon tahminimizi 0,4 puan artırıcı yönde etkilemiştir.

“ENFLASYONUN TEPE NOKTASINA ULAŞACAĞI MAYIS SONUNA KADAR, OCAK AYINDA OLDUĞU GİBİ BAZI GEÇİCİ ETKİLER GÖRÜLECEKTİR”

Buna ek olarak, birim işgücü maliyetinin, öngörülenin üzerinde gelen ücret artışları nedeniyle yükselmesi, tahminimizi 1,5 puan yukarı yönlü etkilemiştir. Gıda fiyatları ve Türk lirası cinsi ithalat fiyatlarından gelen güncellemelerin toplam etkisi ise 1,4 puandır. Söz konusu yukarı yönlü etkilere karşın, enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme tahminleri aşağı yönlü etkilemiştir.  Öncelikle, parasal sıkılığın fiyatlama davranışlarına yansıması, öngördüğümüzden daha güçlü olmuştur. Buna ilaveten, politika duruşumuzun ara hedefimiz doğrultusunda, bir önceki raporda öngörülenden daha uzun süre korunacak olması da ana eğilime olumlu yansıyacaktır. Bu unsurların etkisi, tahminlerimizi 3,2 puan düşürücü yönde olmuştur. Konuşmamı, enflasyon ve para politikamıza ilişkin değerlendirmelerimizle sonlandırmak istiyorum. Yılın ilk yarısında, mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyonun ortalama olarak yüzde 4’ün altında, ocak hariç ise yüzde 3 civarında seyredeceğini öngörüyoruz. Enflasyonun tepe noktasına ulaşacağı mayıs sonuna kadar, ocak ayında olduğu gibi bazı geçici etkiler görülecektir.

“MAYIS SONRASINDA, YILLIK MANŞET ENFLASYONDA HIZLI BİR DÜŞÜŞ GÖRECEĞİMİZ, DEZENFLASYON DÖNEMİNE GİRECEĞİZ”

Mayıs sonrasında, yıllık manşet enflasyonda hızlı bir düşüş göreceğimiz, dezenflasyon dönemine gireceğiz. Bu dönemde olumlu yöndeki baz etkileri ve daha önemlisi enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün devamı etkili olacaktır. Bu süreçte, iç talepteki dengelenmenin devamı, ücret güncellemelerinin tamamlanmış olması ve manşet enflasyondaki düşüşün beklentilerde oluşturacağı ilave iyileşme önemli rol oynayacaktır. Böylelikle, mevsimsellikten arındırılmış ortalama aylık enflasyonun önce yüzde 2,5’in altına, yılın son çeyreğinde ise yüzde 1,5 civarına gerileyeceğini öngörüyoruz.

“POLİTİKA FAİZİNİN MEVCUT SEVİYESİNİ, ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİNDE BELİRGİN BİR DÜŞÜŞ SAĞLANANA VE ENFLASYON BEKLENTİLERİ TAHMİN ARALIĞINA YAKINSAYANA KADAR SÜRDÜRECEĞİZ”

Hizmetlerdeki katılığın da bu süreç içerisinde çözülmesi ve parasal duruşun hedeflerle uyumlu şekilde yönetilmeye devam edilmesiyle birlikte, enflasyonun ana eğiliminde tarihsel ortalamalara gerileme süreci 2025 yılında da devam edecektir. Görevimiz ve amacımız, enflasyonu hedeflediğimiz patikada düşürmektir. İç talepte dengelenme sürecini, kredilerdeki normalleşmeyi, Türk lirasına geçişi ve bunlarla birlikte, fiyatlama davranışlarında iyileşmeyi parasal aktarım mekanizması içinde bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Güçlü parasal sıkılaştırmamızla birlikte, bir önceki Enflasyon Raporu’na kıyasla enflasyonun ana eğilimi, kredi büyümesi, altın ve tüketim malı ithalatı büyümesi, öngörülerimizle uyumlu ve belirgin şekilde gerilemiştir. Türk lirası mevduata geçiş süreci de tasarladığımız biçimde gerçekleşmektedir. Mevcut sıkılık düzeyi ve elimizdeki araçlar, bahsettiğimiz bu gelişmelerin öngördüğümüz şekilde devamını sağlayabilecek güçtedir. Bu çerçevede, politika faizinin mevcut seviyesini, enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri tahmin aralığına yakınsayana kadar sürdüreceğiz. Mevduat faizi ve kredi arzı tarafında, parasal aktarımı zayıflatan oynaklıklara izin vermeyeceğiz. Bu çerçevede, likidite sterilizasyonuna ön alıcı bir anlayışla ve güçlü şekilde devam edeceğiz. Enflasyon görünümü üzerinde belirgin bir bozulma öngörülmesi durumunda ise, parasal sıkılık gözden geçirilecektir.”

Fatih Karahan, sunumunun ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Bir gazetecinin “Likidite sterilazasyonuna önceki sunuşlardan çok daha fazla yer ayırdınız. Önümüzdeki aylarda özellikle Hazine ödemelerinden kaynaklı gelecek olan paradan söz ediyorsunuz. İkincisi Merkez Bankası’nın kârından avans alınması uygulaması genel kurul öncesi devam ediyor. Likide bağlamında hükümet o aracı kullanacak mı? Merkez Bankası karından avans verecek mi” sorusu üzerine Karahan şöyle cevap verdi:

“Likidite yönetimi son dönemde oldukça önemli. KKM kaynaklı kur farkı kaynaklı ödemeler sistemik olarak dönem dönem likidite fazlasına yol açıyor. Bu da mevduat faizlerini aşağı yönlü gelmesine sebep olabiliyor. Ocak ayında bunu gördük. Parasal aktarımın tesisi için. Bunu iki şekilde yapıyoruz. Sistemik olanı yönetmen için zorunlu karşılıkları kullandık. 1 trilyonluk seviyeye ulaştık. Bu banka bilançoları için oldukça yüksek bir seviye. Bankaların bunu yönetmeni zorlaştı. Bankaların bunu yönetmesi için çözümü mevduat faizlerini aşağı çekmekte buldular.

“BİR YANDAN TL ‘YE GEÇİŞİ SAĞLAMAMIZ GEREKİYOR, BİR TARAFTAN KKM’Yİ AZALTMAMIZ GEREKİYOR. BİR TARAFTAN REZERV BİRİKTİRMEMİZ GEREKİYOR”

Dolayısıyla hızlı şekilde teşhis koyduk. Ve yaptığımız düzenlemelerle banklara zorunlu karşılıklar için bir faiz ödemesi yapmaya karar verdik. Üç günlük veriler bu düzenlemenin doğru yönde olduğunu gösteriyor. Depo ihaleleri de oldukça başarılı gidiyor. Depo talebinde azalma söz konusu. Ama dediğim gibi sistemde tek hedefimiz olmadığı için, bir yandan TL ‘ye geçişi sağlamamız gerekiyor, bir taraftan KKM’yi azaltmamız gerekiyor. Bir taraftan rezerv biriktirmemiz gerekiyor. Son düzenleme ağustos sonunda yaptığımız düzenleme kadar önemli. İleride çok faydasını göreceğimizi düşünüyorum.”

KARAHAN, GAYE ERKAN HAKKINDA SORULAN SORULARI CEVAPLAMADI

Karahan, “Siz de Amerika’dan geldiniz, Türkiye’deki zor geçim şartlarını gördünüz. Siz geçinebiliyor musunuz? Erkan, masamda milyar dolarlar var demişti. Bu milyar doların akıbeti nedir? Sizin de çekmecenizde milyar dolarlar var mı?” sorusunu ve Hafize Gaye Erkan döneminde işten çıkarılan MB personelinin tekrar işe alınmasına ilişkin soruyu cevaplamadı. Karahan, bu soruları yanıtsız bırakarak, “Enflasyon konuşmak için toplandık. Sorularınızı cevaplamayacağım” dedi.

Politika faizinin ne zaman düşeceğine yönelik soruyu Karahan, şöyle yanıtladı:

"FAİZ İNDİRİMİNİ KONUŞMAK İÇİN FAZLASIYLA ERKEN"

"Faiz artışı döngüsünü sonlandırdığımızı ilan ettik, fakat indirimi konuşmak için fazlasıyla erken. Aylık enflasyona baktığımızda, geçici etkileri dışlayarak ana eğilimi okuduğumuzda hem 2024 hem de 2025 hedefinin tutabilecek durumda olduğunu görmemiz gerekiyor. O dönemde faiz indirimini konuşmaya başlayabiliriz. Şimdi fazlasıyla erken."

“GIDA İÇİN İLAVE YAPISAL ÇÖZÜMLER ÜRETİLMESİ GEREKİYOR”

Karahan, dezenflasyonu sağlamak için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayarak, "Gıda için ilave yapısal çözümler üretilmesi gerekiyor. Bu doğrultuda düzenli olarak toplandığımız Gıda Komitesi var. Burada detaylı fiyat gelişmelerini değerlendiriyoruz. Kırmızı etten zeytinyağı fiyatına kadar piyasasındaki problemleri analiz edip katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Biz de Merkez Bankası olarak bu komitenin parçasıyız. Burada çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu.

Kredi kartı harcamalarına yönelik soruya da yanıt veren Karahan, şunları söyledi:

“KREDİ KARTLARINDA DÜZENLEME YAPILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”

"Aralık ayında kredi kartı harcamalarında yükselme oldu. Bunu not ettik, farkındayız. Bunun geçici olup olmadığı henüz çok net değil. Asgari ücretin artacağı bekleniyordu. Enflasyonun da artacağı bekleniyordu. Bu nedenle bazı harcamalar öne çekilmiş olabilir ama bundan bağımsız olarak kredi kartlarında düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda birkaç fikrimiz var, çalışmalarımız sürüyor. Belirli bir aşamaya geldiğinde kamuoyuyla paylaşacağız."

Karahan, “Önümüzde yerel seçim var. Uzun süredir enerji fiyatlarında artış yapılmıyor. Bu artışların seçim sonuna ertelendiğine vurgu yapılıyor. Seçim sonrasında özellikle doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki artışın enflasyona etkisi nasıl olacaktır” sorusuna şu yanıtı verdi:

“ENFLASYON TAHMİNLERİMİZİ YAPARKEN BİRÇOK KALEMDE YAŞANABİLECEK ZAMLAR İÇİN BİR PROJEKSİYONDA BULUNUYORUZ. ELEKTRİK VE DOĞAL GAZDA DÜZENLEME YAPILMASI BEKLENİYOR”

“Enflasyon tahminlerimizi yaparken birçok kalemde yaşanabilecek zamlar için bir projeksiyonda bulunuyoruz. Burada öne çıkan faktör enerji fiyatları olacak. Elektrik ve doğal gazda düzenleme yapılması bekleniyor. Bu çerçevede biz, patikamızı oluştururken OVP'yi kullandık. OVP, bu sene oldukça bağlayıcı bir program. Hükümetin her kanalında sahiplenilen bir program. Orada yapılan belli varsayımlar var. Biz, onların gerçekleşeceğini düşünüyoruz ve tahminlerimizi yaparken de bu fiyatlarda bir miktar güncelleme olacağını öngördük ve bunları tahminlerimize yansıttık.”

Toplantının sonunda söz alan TCMB Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay, yıl sonu enflasyon tahmininin değiştirilmemesine ve Merkez Bankası’nın nasıl bir politika yürüttüğüne ilişkin şöyle konuştu:

“’45 FAİZ YETERLİ Mİ?’ 45 FAİZİN YETERLİ OLACAĞI PARASAL SIKILAŞTIRMAYA DEVREYE SOKMAYA ÇALIŞIYORUZ Kİ 45 HAKİKATEN DAHA FAZLA ANLAM TAŞIYABİLSİN”

“Hafızayı biraz tazelersek, bizim içinde çalıştığımız sistemde çok enteresan bir regülasyon seti var. Sürekli sadeleştirmeden bahsediyoruz. Sadeleştirmeye çalıştığımız regülasyon seti aslında bugün içinden çıkmaya çalıştığımız KKM’yi palazlandırmak, yukarıya çekmek üzerine kurulmuş olan bir sistem. Biz aynı sistemi sadeleştirerek, bazı elementleri dışarıda bırakarak, normalleşme sürecini hala yaşıyoruz. Bunu akıldan çıkartmayın. Dolayısıyla ’45 faiz yeterli mi?’ 45 faizin yeterli olacağı parasal sıkılaştırmaya devreye sokmaya çalışıyoruz ki 45 hakikaten daha fazla anlam taşıyabilsin. İnsanlar, yaptığımız şeyin formunu bazen gözden kaçırıyorlar. Ciddi şekilde kaçırıyorlar. Bunu lütfen yapmayın.

“AOFM- MEVDUAT FAİZİ LİNKİ KOPMUŞ, POLİTİKA FAİZİ-ENFLASYON LİNKİ KOPMUŞ, FAİZ-KUR LİNKİ KOPMUŞ. BİZ YEDİ AYDIR BU KOPAN LİNKLERİ TEKRAR İHDAS EDİYORUZ”

Sadeleştirmeden ziyade biz şunu yaptık. Makulleştirme, daha anlaşılır hale getirme, yavaş yavaş da bundan kurtulma. Dolayısıyla süreci doğru anlamazsak bazen şöyle sorular da gelebiliyor. Gelmeyen bir soru var mesela. Ben isterseniz sorayım ve cevaplayayım. ‘36’yı niye yukarı revize etmediniz?’ Çünkü böyle şeyleri duyuyorum. ’38 yapsalar daha iyi olur, 39 daha anlamlı.’ İçinde çalıştığımız setting şu. Ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti (AOFM)- mevduat faizi linki kopmuş, politika faizi-enflasyon linki kopmuş, faiz-kur linki kopmuş. Biz yedi aydır bu kopan linkleri tekrar ihdas ediyoruz. Bu linkler, tekrar ihdas edilecek. Veriler birikecek, alan verileri kullanacaksınız, modelleme yapacaksınız. Oradan da 36’dan 38’e çıkma ihtimali çok zor. Çok zor değil, imkansıza yakın.

“HEDEF İDDİALI MI?’ 36. EVET İDDİALI. AMA İDDİASIZ HEDEF KOYAN MERKEZ BANKASI BENCE OKSİMORONDUR ZATEN”

Dolayısıyla 36 hedefini değiştirmekten ziyade o hedefe, bizi sürekli yakınsatacak olan önlemleri devreye sokmak çok daha anlamlı bir şey. Öbür türlü yaptığınız işe olmayan bir önem atfediyor olursunuz. Çünkü bu normalleşme süreci aslında, biriken veriyle, linklerin tekrar kurulmasıyla bu işte çalışan, piyasadaki modellemeci arkadaşlara uygun ortam sağlayacak. Daha orada bile değiliz. ‘Hedef iddialı mı?’ 36. Evet iddialı. Ama iddiasız hedef koyan Merkez Bankası bence oksimorondur zaten. İddialı ama erişilebilir bir hedef enflasyonu aşağı indirmekte ve enflasyon beklentilerini düzeltmekte, iddiasız ve rahat ulaşılır bir hedeften çok daha iyidir. Yaptığımız şeyin biz şu anda doğruluğuna fena halde inanıyoruz. Bu hedeften hakikaten hiç feragat etme niyetimiz yok. Ama bunun ulaşılamaz olduğu noktasını gördüğümüzde bana sorarsanız temel kriter nedir? Yıllık enflasyon aşağı geliyor. Ama aylık enflasyonun ana eğiliminde düzelme durmuş, durağanlaşmış. Bizim için alarm. Yıllığın aşağı geliyor olması önemli değil. Gözlemlediğimiz o göstergede eğer gerekli iyileşmeyi görmüyorsak bizim için alarmdır. Gerekli tedbirleri alırız.”

ANKA

Kaynak: