İBB iştiraki İSTAÇ, kentte AB standartlarında kurulan ilk endüstriyel atık yakma tesisini hizmete açtı. Şile Karakiraz Köyü, “İSTAÇ Entegre Atık Yönetim Tesisleri” yerleşkesinde inşa edilen “İSTAÇ Endüstriyel Atık Termal Bertaraf Tesisi”; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, CHP Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı, CHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin ve İSTAÇ Genel Müdürü Ziya Gökmen Togay’ın katılımlarıyla gerçekleştirilen törenle hizmete girdi. Törende konuşan İmamoğlu, Ramazan ayına girildiğini hatırlatarak, “Ben, bütün vatandaşlarımızın, insanlarımızın İslam aleminin ve bütün insanlığın Ramazan ayının güzelliklerinden faydalanmasını, bu güzel ayın bütün bolluk, bereket dualarımızdan, paylaşım dualarımızdan faydalanmasını diliyorum ve istiyorum. Herkesin aklından iyi şeyler geçmesini, kötü şeyler geçmemesinin elbette diliyorum” dedi.

İmamoğlu’nun konuşmasının satır başları şöyle:

"RAMAZANIN İLK GÜNÜ SEÇİMİ İPTAL EDEN BİR AKILLA MÜCADELE ETMEK ZORUNDA KALDIK: Ramazan ayındayız. Açıkçası Ramazan ayında insanın içinde başka bir huzur var oluyor. İyiliklerin böyle iyi düşüncelerin her insana iyi bakabilmenin güzel düşünceler üretebilmenin hatta birine bakarken acaba bir eksiğim var mı? Bunu gidip düzelteyim ya da bir ortamı gözlerken burada yapmamız gereken bir şey var mıydı? Bunu eksik bıraktık mı acaba diye sorgulayan bir kimliğe bürünüyorsunuz? Ben çocukluğumdan beri kendimi bildim bileli Ramazan ayında başka bir sabır diyeyim, başka bir erdem, başka bir bakış açısı, hücrelerime kadar işleyerek, beni etkilemiştir. Böyle bir ruh hali var.  Nasıl oldu, nasıl büyüdü bilmiyorum. Herhalde önce insan ailesinden bu duyguyu alır. Ben bütün vatandaşlarımızın, insanlarımızın İslam aleminin ve hatta bütün insanlığın bu Ramazan ayının güzelliklerinden faydalanmasını bu güzel ayın bütün bolluk bereket paylaşım dualarımızdan faydalanmasını diliyorum ve istiyorum. Herkesin aklından iyi şeyler geçmesini, kötü şeyler geçmemesinin elbette diliyorum.  Her şeyden önce bu duygularla her ne kadar adım atsak da canımızı sıkan, üzen şeyler olmuyor değil. Beş yıl öncesine döndüğümde dün akşam ben yanlış hatırlamıyorsam ilk günü değildi. Ramazan ayının ama annem ısrarla ilk günüydü diyor. Konuşunca hatırıma o geldi tabii. Ramazan'ın ilk günü böyle seçimi iptal eden bir akılla mücadele etmek zorunda kaldık. Yine dün Ramazan'ın ilk günüydü ve ailemle ilk iftar sofrasını paylaşmak arzusunda oldum. İyi de oldu. Böyle güzel dayanışma içerisinde büyüklerimizle, küçüklerimizle birlikte olabilmenin bir sofrada paylaşabilmenin birlikteliğini yaşadık.

BAZI KÖTÜLÜKLER RAHAT DURMUYOR: Ama tabii yine ilk günü de olsa bazı kötülükler rahat durmuyor. Bir bakıyorsunuz böyle bir Haydi Ekrem'i nasıl al aşağı ederiz, buradan ne çıkartırız diyerek seçime 20 gün kala işte İstanbul Cumhuriyet Halk Partisi il binasının satın alması sürecindeki bir hukukçu ofisinde yapılan bir işlemin ki orada benim çok değer verdiğim can bir yol arkadaşım var görüntüde. Yine o dönem siyasi yol arkadaşlarım var görüntüde. O görüntü üzerinden işte fırtına koparmaya çalışan insanların kötülükçü akılları var. Bu yaygara ile servis edilmesi, bunu tabii bir kısım birkaç meczubun ne bulduk hani buradan Ekrem'e ne sıçratırız? Nasıl bir leke bırakırız, iz bırakırız arayışıyla koca koca kanallarda ve hatta buna kısmen de alet olan devletin, hepimizin vergisiyle yayın yapan kanalları da dahil olmak üzere herkes bir yerinden böyle Ekrem'e çamur sıçratma çabası içinde oldular. Tabii bunları alıştığımız şeyler dedim ya Ramazan'ın ilk gününde seçimi iptal ederek tarihe geçen o dönemin içinde olan herkes, hani çaldılar diyen, hırsız diyen, işin en başındaki kişi Sayın Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere aday da dahil olmak üzere o siyasi partinin bütün bakanları hepsi dahil olmak üzere benim bu anlamda dilimin kemiği yok. Sebep olmuşlardır sonra bu kararı alanlar Türkiye Cumhuriyeti Demokrasi Tarihi'ne kara bir leke olarak kaydolmuşlardır izlerini o şekilde bırakmışlardır. Bu izi silemeyecekler. Ben de Allah'a şükür o akşam hak yemedim. hakkımı yedirmem, hak da yedirmem diyerek tarihe geçmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum.

ZANNEDİYORLAR Kİ EKREM YILACAK. YILMAZ. SİZİ SÜRÜNDÜRE SÜRÜNDÜRE YILDIRACAK: Bunlar tabii kumpasla özellikle seçim kazanacağını zanneden ve bu uğurda kul hakkı yemekten de imtina etmeyen Allah'ım ya Rabb'i deriz ya yani Allah korusun bilerek asla bilmeyerek de bir kul hakkı yememize müsaade etme fırsat verme diye dua ederiz. Tabii bunlar imtina etmiyorlar böyle süreçlerden. İnsanlara iftira atan, bu tarz işlemle işlerine gelince de FETÖ işi oluyor, tukaka oluyor vesaire ama kendileri yapınca da bunu savunan silahşör gibi savunan, kalemini kul hakkı yemi üzerine kullanan, dilini çok affedersiniz ama izlemenin bile yanlış olduğunu düşündüğüm dün babam onlardan birinin ismini verdi ben ismini vermeyeceğim. Yabancı bir kanalın ismini taşıyan bir kanalda yayın yapan bir meczubun ifadelerinden...dedim baba Allah'ını seversen izleme dedim. Hani izleme ben izlemiyorum dedim. O bakımdan aynı o tukaka FETÖ'cü dedikleri taktikle yol yürüyen bu aklı bu memleketin tarihinden, onun izlerini bu şehrin ve bu memleketin hafızalarından milletçe sileceğiz. Bu yolculuk o yolculuktur. 15 yıllık siyasi yaşamımda ve bütün yaşamımda kimsenin hakkında bir iftirada bulunmadım, bulunmam. Kimsenin onuruna, namusuna laf getirmedim, getirmem hayatımı böyle geçirdim. İnşallah anamın güzel duası, Allah seni iyi insanlarla buluştursun duasına karşılık söyleyeyim. Allah böyle insanlardan memleketimizi de bütün insanlarımız da anamın duası gereği beni de korusun ne diyeyim? Allah yolumuzu açık etsin. Allah bunlara akıl versin. Ama zannediyorlar ki Ekrem yılacak yılmaz. Sizi süründüre süründüre yıldıracak. O bir avuç insanı göreceksiniz. Kararlılığımı tarif bile edemem. Bu kötü ve kötülüklerle mücadelede.

MİLLETİMİZ 31 MART’TAN SONRA O İMZAYI TAKIR TAKIR ATTIRACAK: Değerli dostlarım şimdi burada çok değerli bir tesis açacağız. Tesisi açarken şunu söyleyeyim. Dün ve bugün yani şu birkaç günü özetlesek iki üç gününe bile yarışamazlar. Bakınız üç gün önce ben artık o kadar açılış yapıyoruz ki yaptığım açılışları unutuyorum. Yani üç gün önce çok değerli açılışlar yaptık. Sancaktepe Belediye Başkan adayımız Alper Yeğin’de burada. Sancaktepe için önemini biliyorum. Ama Yenidoğan Emek sürecinin oradaki metro başlangıcının çok önemli olduğunu biliyorum. Onu Kadıköy'e Söğütlüçeşme'ye götüren Anadolu yakasının en etkin yoğun ve kalabalık nüfusu birbirine bağlayan muazzam bir başlangıcı yaptık. Hikayesi uzun, o gün anlattım elbet bugün anlatmayacağım. Beykoz'da Çubuklu'da bulunan petrol tanklarının kültür sanat, kütüphane, çöp çerçeve at böyle bir baraka gibi duran yerlerin nasıl bir biblo gibi bir sanata, yaşama, çocuklara, gençlere öğreten eğiten alana dönüştüğünü 65-70 bin metrekarelik alanda gidip görmenizi dilerim ve isterim. Bayrampaşa, Eyüpsultan, alanında yapmış olduğumuz tesisi görmenizi isterim. Tramvayın inşallah bittiğinde hep beraber açtığımızda Eyüpsultan -Bayrampaşa hattında o yoğun nüfusu dört beş tane metro, metrobüs, tramvaya bağladığını yaşayacağız hep birlikte. Dün İSKİ Genel Müdürümüz de bugün burada çok güzel bir tesisi alanı milletimizin kullanımına Terkos'ta karşıda aştığımızı görmenizi isterim. Bakınız sadece burada geçen hep birlikte aştığımız çöp sızıntı suyu ki bugün öğleden sonra da Tuzla'da olacağım. Tuzla'ya bile negatif etkisinin ne kadar derin olduğunu tespit ettiğimiz çöp sızıntı suyunu arıtma tesisini açmıştık. Bakın o tesis, bu tesis, bu ikisi bile bu dönemin çok önemli işleridir. Yani tek başına bu tesisler bile gurur duyulacak, övünülecek işlerdir. Yine atık, katı atık yakma tesisi, ÇED onaylarımız, her şey bitmiş, ihale sürecine gelmiş, hızlıca başlayabileceğimiz ve karşıda oda yerinde açtığımız atık yakma tesisinin aynısını burada da Kömürcü Oda'da da açtığımızda İstanbul'da katı atık yakma tesisleri noktasında güçlü bir seviyeye erişeceğimizin de altını çizmek isterim. Onun da ne yazık ki yatırım planına alınmamasından ötürü, kredisi hazır, imalatı hazır, projesi hazır, yeri hazır. Sadece bir imza hazır. Ama o imzayı da milletimiz 31 Mart'tan sonra böyle takır takır attıracak.

KİMSE, BU YOLCULUKTAN BİZİ GERİ BIRAKAMAZBu eşsiz şehre tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla bize emanet edilmiş paha biçilmez bir hazine olduğunun hepimiz farkında olmalıyız. Onun için ben İstanbul Belediye Başkanlığı'nı İstanbul'un muhafızı olmak şeklinde tarif ediyorum. Kimse, bu yolculuktan bizi geri bırakamaz. İstanbul'un adaletsiz, özgürlükten yoksun, tek renkli, tek seksli bir şehir haline getirilmesine karşı güçlü bir muhafızlık yapıyoruz. İstanbulluların iradesinin yok sayılmasına, hukukun ve demokrasinin askıya alınma girişimlerine karşı, güçlü bir muhafızlık yapıyoruz. Muhafızlık sorumluluğunu ve duygusunu en çok hissettiğim alanlardan birisi de tam da bugün hizmet ettiğimiz ve açılışını yaptığımız çevre konusudur. Rant uğruna çevreyi talan etmeye dayalı projelere asla geçit vermedik, vermeyeceğiz. Kanal İstanbul denen o büyük ihanet projesine karşı, ilk günden bu yana kararlılıkla sergilediğimiz tavır ve ortada olan o güçlü duruşu asla bırakmayacağız. O ihaneti İstanbul'a yaptırtmayacağız, yapamayacaklar.

HERKES KENDİSİNE ŞU SORUYU SORMALIDIR: İstanbul'un doğasını korumayı dert edinen çevre kirliliğinin yol açtığı büyük sağlık sorunlarının farkında olan herkes, kendisine şu soruyu sormalıdır. İstanbul'da 2019 öncesine dönmek istiyor muyum, istemiyor muyum? Yeşil alanların yapılaşmaya açılmasını isteyen, İstanbul'u kent ormanlarıyla, yaşam vadileriyle yemyeşil görmek isteyen herkes, kendisine bunu sormalıdır. Biz, bu dönemde tek bir yeşil alanı bile, tek bir kamusal alanı bile, tek bir kamuya hizmet eden alanı bile imar değişikliği için Meclis’e götürmedik. Tek bir vatandaşa ait bir yerde, imar rantı yakalamak ve yaratmak adına, İBB Meclisi'ni meşgul etmedik. Ama 5 yılda, yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın İstanbul'a dair gündemi bu oldu. Onlarca örneğini size sunabiliriz. O bakımdan İstanbul, 2019 öncesine dönerse, rant uğruna çevre katliamları yeniden başlar. Hem de eskisinden daha acımasızca… İstanbul, 2019 öncesine dönerse, bu şehrin başına, her şeyden daha önemlisi Kanal İstanbul gibi, tarihin ve bu coğrafyanın en büyük belası açılır. Çok net.

KANAL İSTANBUL MESELESİNDE, ONLARIN SAMİMİYETSİZLİĞİNİ BİLİYORSUNUZ: 31 Mart seçiminin anlamı budur. Siz, başlarına bela olacak diye, ağızlarına kelimesini bile alamadıkları Kanal İstanbul meselesinde, onların samimiyetsizliğini biliyorsunuz. Asla inanmayın, asla. Bu kadar olmaz. Ben bir şey yapacak olsam, çıkar bunu anlatırım. ‘Yapacağım’ derim yani. ‘Yapmayacağım’ derim. Kanal İstanbul kelimesini ağızlarına alamıyorlar. Birazcık dürüstlük, birazcık mertlik varsa, çık açıkla. Çık o zaman imza ver, de ki milletin huzurunda, ‘Ben buna gidiyorum ve dava açıyorum, yokum.’ Yapamaz. Tek kişi var baktığı… İki dudağının arasından ne çıktığının, onun için hayati bir mesele olduğu, tek kişi var. Oraya bakar; ona göre hareket eder. Oraya bakar; imza atar ya da atmaz. Biz de diyoruz ki, ‘Kardeşim, bu seçim, milletin özgürleştiği seçim olmaya devam edeceği seçimdir. İstanbul, 2019 öncesine dönmeyecek.’ 2019 öncesine dönmek istemiyor musunuz? İstiyor musunuz?  Buna bakacaksınız.

SANDIĞA GİTMEZSENİZ, OYLARI BÖLERSENİZ, İSTANBUL,  2019 ÖNCESİNE DÖNME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA KALIR: Buradan çok net söylüyorum: Sandığa gitmezseniz, oyları bölerseniz, İstanbul, 2019 öncesine dönme riskiyle karşı karşıya kalır. Hem de her alanda 2019 öncesine dönme riskiyle karşı karşıya kalır. Bir avuç insan, sosyal yardımları eski seviyesine indirir. Metro yapımı yavaşlar ve hatta durur. Deprem toplanma alanları, ranta kurban gider. İmara açılmaya devam eder. Daha da kötüsü, kentsel dönüşüm mağduru yaratmaya devam ederler. Fikirtepe gibi rezil ortamlar yaratırlar. Partizanlığın, rantçılığın kirli elleri, yeniden İstanbul'un bütün kurumlarına, kreşlere, yurtlara kadar uzanmasına sebep olur. İstanbul'u tek renkli, tek sesli bir şehir yapmak için, müdahalelere başlarlar. İstanbul'un çeşitliliğini kaldıramazlar. İstanbul'un her kesimine, her grubuna, her yaşam biçimine saygıyı ortadan kaldırırlar. Onun için ben buradan herkese söylüyorum: Uyanık olun, uyanık olalım ve İstanbul'un 2019 öncesine dönmesine geçit vermeyelim. İstanbul'u çevreye duyarlı, adil, üretken, huzurlu ve mutlu bir şehir yapma hedefi doğrultusunda hep birlikte yürüyelim. Bu anlamda hızımızı düşürmeyelim. Geri dönmeden, daha büyük hedefler, daha güzel yarınlar için hep birlikte üretmeye devam edelim. Eğilmeden, bükülmeden, yalpalamadan dosdoğru yürümeyi milletimize gösterdik, hep birlikte yürümeye devam edelim. Gelin bir avuç insanın kaybetmesi, 16 milyon İstanbullunun kazanmaya devam etmesi için, hep birlikte tam yol ileri diyelim. Yolumuz, böyle bir yol olsun.”

"TESİSİN HİKAYESİ VE ÖZELLİKLERİ"

Sanayi faaliyetlerinden kaynaklanan tehlikeli atıklar ve hastanelerden kaynaklanan tıbbi atıkların yakılarak bertaraf edilmesini sağlayacak tesisin yapımına 4 Nisan 2019 tarihinde başlanıldı. Tesisin yapımında ağırlıklı olarak yerli üretim malzeme kullanıldı. İSTAÇ’a ait Endüstriyel Atık Tesisleri’nden Ara Depolama ve Elleçleme Tesisi’ne alınan atıklar, daha önce, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait Termal Bertaraf Tesisi’ ne gönderilmekte ve bertarafı sağlanmaktaydı. Bu tesis sayesinde İstanbul’un atıkları, yine İstanbul’da bertaraf edilmeye başladı. Böylece, sevk nedeniyle oluşan yüksek nakliye maliyetlerinin, fosil yakıt tüketiminin ve atık taşıma araçlarından kaynaklı emisyonların önüne geçildi. Tesisin bir diğer olumlu katkısı ise, sera gazı emisyonu ve sera etkisi oluşturan fosil kaynaklı yakıtların kullanımı azaltacak olması. Bu şekilde, atıkların nakliyesi esnasında muhtemel çevre kazası riskleri de minimize edilmiş olacak. Tesiste işlem görecek atıkların, hacimsel olarak yüzde 80 oranında azaltımı sağlanacak. 77 bin metrekare alana inşa edilen tesis, yıllık 33.000 ton atık yakma kapasitesine sahip. 7/24 çalışma esası ile işletilecek olan tesis, “döner fırın yakma” prosesi sonrasında yer alan buhar türbini sayesinde elektrik üreterek, yılda yaklaşık 18.000 hanenin enerji ihtiyacını karşılayacak. Tesisin kurulu gücü 5,6 MWatt.

ANKA

Kaynak: anka