Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Gezi Parkı davası kapsamında tutuklanan iş insanı Osman Kavala, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, film yapımcısı Çiğdem Mater, belgeselci Mine Özerden ile şehir plancısı Tayfun Kahraman’a verilen hapis cezası kararına karşı tutulan Adalet Nöbeti’nin 600. gününde, Ankara Mimarlar Odası'nda basın açıklaması yaptı.

TMMOB Başkanı Emin Koramaz, şunları söyledi:

“ARKADAŞLARIMIZIN SERBEST BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”

“Onların mahkeme salonlarındaki direngen duruşlarını özlüyoruz. Onların gülen yüzlerini özlüyoruz. Biliyorsunuz TMMOB, anayasanın 135. maddesine göre kurulmuş, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Anayasanın bize verdiği görev, meslek alanlarımızdaki yapılan uygulamaların halk yararına yapılmasın denetlemek, bu konuda görüşler oluşturmak kamuoyunu uyarmaktır. İstanbul'da bundan tam 10 yıl önce Taksim Meydanı'nın mahkeme kararlarına, imar planlarına aykırı bir şekilde yapılaşmaya açılmasına karşı Gezi Parkı'nın yok edilme uygulamasına karşı İstanbul birimlerimizden arkadaşlarımız, konuyu mahkemelere taşıdılar. Bu hukuk dışı, bu kente zarar veren uygulamaya karşı basın açıklamaları yaptılar ve halkı bilgilendirmeye çalıştılar.

Sadece mesleki görevlerini yerine getirdikleri için arkadaşlarımız, 600 gündür haksız, hukuksuz bir şekilde siyasallaştırılmış yargı ile talimatlı yargı ile içeride tutuluyor. Bu hukuk dışı kararın derhal geri alınmasını istiyoruz. Arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum, Gezi bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Bizler, Gezi'de milyonların içerisindeydik. Bu ülkenin mühendisleri ve mimarları olarak bu ülkenin en demokratik, bu ülkenin en barışçıl, bu ülkenin en haklı ve en meşru mücadelesinin içerisinde olmaktan, milyonların arasında olmaktan gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Tutuklanan tüm arkadaşlarımızın yanındayız. Gezi tutsakları serbest bırakılmalıdır. Bu hukuk dışı karar geri alınmalıdır.

Sezgin Tanrıkulu: "Diyarbakır'da mülki idare amirleri, doğrudan doğruya AKP üyesi gibi çalışıyor" Sezgin Tanrıkulu: "Diyarbakır'da mülki idare amirleri, doğrudan doğruya AKP üyesi gibi çalışıyor"

“600 BİNİ AŞKIN MİMAR, MÜHENDİS, ŞEHİR PLANCISI ÜLKEMİZİN GELİŞMESİ VE KALKINMASI İÇİN SEFERBER EDİLMESİ MÜCADELESİNDEN ASLA VAZGEÇMEYECEKTİR”

Ülkede hukukun geldiği noktayı, AYM kararlarına uyulmaması ile gördük. Yargıtay, AYM'nin almış olduğu karar sonrasında AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması gibi hukuk ayıbı gibi bir karara imza attı. Şunu bilsinler, arkadaşlarımızı dört duvar arasına hapsedebilirler ama bu ülkede 600 bini aşkın mimar, mühendis, şehir plancısı bu ülkede mühendisliğin, mimarlığın, placılık hizmetlerinin halk yararına kullanılmasını, ülkemizin gelişmesi ve kalkınması için seferber edilmesi mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir.”

“GEZİ DİRENİŞİ’NE SUÇ İSNAT ETMEK, ONURLU DİRENİŞİMİZİ LEKELEMEK AMACIYLA HUKUKSUZ TUTUKLAMA KARARININ ÜZERİNDEN 600 GÜN GEÇTİ”

TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu  Sekreteri Seyit Ali Korkmaz ise, basın açıklamasında şunları kaydetti:

“Ülkemizin her bölgesinden, her yöresinden yurttaşlarımızın itirazlarını, taleplerini haykırdığı; ülke tarihinin en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi Direnişi’ne suç isnat etmek, onurlu direnişimizi lekelemek amacıyla iktidarın güdümündeki yargı mensupları tarafından verilen hukuksuz tutuklama kararının üzerinden 600 gün geçti. İktidarın isteği doğrultusunda kurgulanan bu hukuk dışı davanın sonucunda, geçtiğimiz Eylül ayında TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mücella Yapıcı ve Hakan Atalay serbest bırakıldı. Ancak, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi eski başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odası’nın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da aralarında bulunduğu arkadaşlarımızın, en ağır cezalarla tutuklulukları sürüyor.

“GEZİ BİZİM DEMOKRASİ ÇIĞLIĞIMIZDIR”

Biliyoruz ki bu karar, sadece arkadaşlarımıza yönelik değildir. Bu karar, 2013 Mayıs-Haziran aylarında ülkesinin bugününe ve yarınlarına sahip çıkan milyonlara yöneliktir; milyonlarca insanın demokratik hak kullanımlarını cezalandırmaya, barışçıl ve demokratik istemleri bastırmaya ve kamu idarelerine yakışmayacak bir şekilde öç almaya, cezalandırmaya yöneliktir. Bu hukuksuzluğun 600. gününde inatla, korkmadan bir kere daha söylüyoruz;

Şehir şehir dalga dalga yayılan, yasaklara, hukuksuz cezalara, baskıya, ranta, talana, yalana, tüm ayrıştırma politikalarına karşı yan yana durduğumuz, sesimizi çığa dönüştürdüğümüz o şanlı direnişten hala ilk günkü gibi gurur duyuyoruz. Gezi bizim demokrasi çığlığımızdır. Gezi ülkeyi karanlığa boğan rantçı, piyasacı, kadın düşmanı siyasetin karşısında; eşitlikçi, paylaşımcı, doğayı ve emeği koruyan ve kadınların önde saf tuttuğu başka bir dünya mümkün diyenlerin sesidir. Gezi birlikte yaşama iradesinden, taleplerinden ve haklarından en ufak bir geri adım atmadan sürdürme kararlılığını gösterenlerdir. Gezi, genç yaşlı, işçi, emekçi, işsiz, öğrenci demeden; Cumhuriyet’in 100 yıldır biriktirdiği tüm ilerici değerleri benimseyen; eşit, laik, bağımsız, adil bir ülke talebidir.

“HİÇBİR GÜÇ BİZLERİN EMEKTEN, HALKIMIZDAN, ÜLKEMİZDEN, MESLEĞİMİZ VE BİLİMSEL TEKNİK DOĞRULARDAN YANA DURUŞUMUZU ENGELLEYEMEZ”

Gezi emeğimiz, alın terimiz, gururumuz, kardeşlik ve dayanışma demektir. İşte bu yüzden bilinmelidir ki hiçbir dava ve hiçbir karar, Gezi’nin , demokratik kamuoyu ve yasalar nezdindeki meşruiyetini gölgeleyemez ve hiçbir güç bizlerin emekten, halkımızdan, ülkemizden, mesleğimiz ve bilimsel teknik doğrulardan yana duruşumuzu engelleyemez. TMMOB olarak bizler, arkadaşlarımızın yanında olmaya, doğru bildiklerimizi söylemeye, halkımızdan, ülkemizden yana kamu yararını savunma mücadelemize devam edeceğiz. Bu siyasi zorbalıktan derhal vazgeçin ve arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın.”

ANKA

Kaynak: