Ankara Tren Garı’nda 10 Ekim 2015’te IŞİD’in canlı bombalarıyla 104 kişinin katledilmesine ilişkin davanın 24’üncü duruşması Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sayın Reisi’yi saygıyla ve minnetle yâd ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sayın Reisi’yi saygıyla ve minnetle yâd ediyorum"

Savcılık tarafından verilen esas hakkındaki mütalaanın ardından sanıklar savunma yaptı. SEGBİS üzerinden mütalaaya karşı savunma yapan sanıklardan Resul Demir, “Bu iddianame çok eksik bir iddianame. Avukatlar yeni gelen delillerin değerlendirilmediğini söylediler. Karşı tarafta olmama rağmen onlara katılıyorum. Suçlu-suçsuz ayrımı yapılmadan insanlar getirildi. Gerçek failleri yargılamadığınız sürece her iki tarafa da zulüm etmiş oluyorsunuz. Onların katili olmayan insanları yargılayarak yalan söylüyorsunuz, bize de siz katilsiniz diyerek yalan söylüyorsunuz” iddiasında bulunarak şunları öne sürdü:

''BU İDDİANAMEYİ HAZIRLAYAN SAVCI YARGITAY'A GİTMEK İÇİN HAZIRLADI''

''En baştan bir iddianame hazırlanması gerek. Burada bir tiyatro yok sirk var. İnsanların önünde şaklabanlık yapıyorsunuz. O insanların ne kadar yaşam hakkı varsa benim de var. Ben iş adamı bir insandım beni katil yaptınız. Bu iddianameyi hazırlayan savcı Yargıtay’a gitmek için bir iddianame hazırladı. Mütalaayı okuyan savcı da onun yolundan gidiyor. Bu dosya kokuyor. Leş gibi kokuyor. Devletin bu dosyayı en baştan ele alması gerekiyor. İki tarafa da ihanet içerisindesiniz. Devlet vazgeçsin bu ihanetten. Orada oturan insanları da anlıyorum canlarını kaybettiler. Ben de annemi kaybetti. Yakınını kaybetmenin ne demek olduğunu bilirim. Ama benim de yaşam hakkım var. Benim çocuklarım bensiz büyüdü. Devlet olarak bunların hepsini elimden aldınız. Adını sanını bilmediğim insanları bana düşman ettiniz. Siz bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız? Benim bir suçum yok. İnternetten öğrendiğim bir olay üstüme kaldı. Yargıtay’daki koltuk uğruna bizim hayatlarımızı mahveden Ramazan Dinç, 9 klasörü sakladı, delilleri kararttılar, hayatı kararan biz olduk. Burada ya da diğer dünyada buradaki mazlumların ahı senden ya da çocuklarından çıkacak. Erman Ekici’nin emir aldığı belge benim beraat belgemdir. Benim bu davada beraat edilip üstüne tazminat almam gerekirdi. Allah’ın laneti tüm zalimlerin üstüne olsun.''

''BİZİ KATİLLER OLARAK LANSE ETTİNİZ, SUÇLAMALARIN HİÇBİRİNİ KABUL ETMİYORUM''

Tutuklu sanık Erman Ekici, mütalaaya karşı savunma yapmak için ek süre istedi ve Yakub Şahin’in dinlenilmesini istedi. Mütalaaya dair karşı savunma yapmak için ek süre isteyen tutuklu sanık İbrahim Halil Alçay da ''Bu örgütlerin yurt dışındaki kaplarına gitmemişiz, nasıl üye oluyoruz o zaman? Türkiye’deki hücrelerine de gitmemişiz. Nasıl üye olabiliyoruz? Biz bu ülkenin vatandaşı değilmişiz gibi davrandınız. Katiller olarak lanse ettiniz bizi. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. 9 yıldır siz bizi yargılayıp insanlara da ‘bakın yargıladık’ demek için bu işte devletin tüm organize ettiği kişiler bizim lehimize olan belgeleri hiç kullanmadılar. Şu giydiğiniz cübbenin, uyacağım dediğiniz yasanın sizde bir kırıntısı varsa açık bir delille suçlanılsın. Hayatımda hiç görmediğim, tanıdığım insanları sanki öldürmüşüm gibi iftira attınız. Allah’ın huzurunda tekrar görüşeceğiz” iddialarını dile getirdi.

BİR SONRAKİ DURUŞMA 26 HAZİRAN'DA

Daha sonra Mahkeme ara kararını açıkladı. Mahkeme sanıklara savunma yapılmaları için ek süre verirken, henüz bulunamayan sanıkların ise yakalama durumlarının incelenmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 26 Haziran saat 10.00’a ertelendi.

AVUKAT MEHTAP SAKİNCİ: "KATLİAM GÖZ GÖRE GÖRE GELMİŞTİR"

Duruşmanın ardından 10 Ekim Barış Derneği tarafından açıklama yapıldı. Mahkemenin verdiği ara kararı değerlendiren katliamda eşi Avukat Uygar Coşgun'u yitiren 10 Ekim Barış Derneği Genel Başkanı, Avukat Mehtap Sakinci, şöyle konuştu:

''Bugün ilk defa birşey öğrendik. Sizin de blldiğiniz üzere 10 Ekim yargılaması kapsamında ceza dosyası ile ilgili Kasım 2016'dan bu yana devam eden bir adalet mücadelemiz vardı. Bu adalet mücadelemiz kapsamında özellikle Gaziantepilindeki pek çok dosyayı, kaydı, belgeyi bu dosyaya ana dosyaya kazandırtamıyorduk. Bütün taleplerimiz reddediliyordu. Bugün iki canlı bombanın getirtilmesinde eskortluk eden dosya sanıklarından biriyle ilgili katliamdan 3 gün önce aslında teknik takibin başlatıldığı, hem de Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bir teknik takip kararıyla takibe alındığını öğrenmiş olduk. Bu bilgilere getirtilmeyen Antep'teki soruşturma dosyalarının incelenmesi sonucunda ulaşıyoruz. 9 yıl sonra öğrendiklerimiz bizim kanımızı donduracak mahiyette. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en büyük sivil katliam olarak adlandırılan ve 104 insanın canına mal olan ve Türkiye'deki emek, barış, demokrasi bileşenlerinin tamamının zarar gördüğü bu katliamda asıl fail Yakub Şahin katliamdan 3 gün önce teknik takibe alınıyor. Yani bu katliam önlenebilecekken önlenilmemiş bir katliamdır, bu katliam göz göre gelmiştir ve bu katliam kapsamında geride kalanların adalet mücadelesi bu ülkede gerçekten zoru başarıyor." 

AVUKAT İLKE IŞIK: "BU KATLİAM ENGELLENEBİLECEKKEN ENGELLENMEMİŞTİR"

Sakinci'nin ardından açıklamalarda bulunan mağdur avukatlarından İlke Işık ise şunları kaydetti:

''10 Ekim günü barış için gelenlere yapılmış bir saldırı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bu ülkenin insanlığa karşı suça ilişkin tek yargılaması da halen bu dava da devam etmektedir. Mütalaa bugün bunu yok saymıştır. Bir kez daha tekrar ediyoruz. 10 Ekim Ankara Gar katliamı anayasal düzene karşı işlenmiş bir suç değildir, insanlığa karşı işlenmiştir. IŞİD'in kendisi gibi olmayan herkese yönelttiği katliamlardan, saldırılardan biridir. Bunu içermeyen mütalaayı asla kabul etmiyoruz. Bu adalet değil. Bize söylenenler gerçek sorumlulara işaret etmiyor. Geldiğimiz aşamada bu katliam önlenebilecekken önlenmemiş, engellenebilecekken engellenmemiş ve pek çok kamusal sorumlunun sorumluluğu dahilinde gerçekleşmiş bir katliamdır."

ANKA

Kaynak: anka